reklam
reklam

Bedava yaşıyoruz, bedava

Köşe Yazarı: Gülsüm KOÇYİĞİT   Eklenme Tarihi: 25 Temmuz 2019, Perşembe - 10:58   Okunma Sayısı: 79629

AKP 14 Ağustos 2001'de, Türkiye'nin 39. partisi olarak resmi kuruluşunun ardından; 3 Kasım 2002'de yapılan genel seçimlerde oyların %34,42'sini aldı ve 15 yıl sonra ilk kez tek parti olarak iktidara geldi. O zamandan bu zamana 16 koca yıl geçti.. 

Ülkemiz adına bahsi geçen zaman zarfında neler yapıldı?.. Ben şahsım adına şunu söylemek isterim ki; doğduğum/büyüdüğüm metropol şehir İstanbul ve güzel ülkem Türkiye için aklıma gelmeyecek, mevzusu halk ağzıyla -hadi canım- dedirtecek bir sürü olumlu gelişme vuku buldu. Hamd olsun! 

Mevzu maalesef bazılarına göre hala "Vergilerimizle yapılıyor, yapacaklar tabii.." 

AKP hükümeti öncesi vergi alınmıyor muydu acaba bu ülkede?! 

Durum tam olarak Sayın Orhan Veli'nin dediği gibiydi kanımca, daha iyi özetlenemeyeceğini düşünüyorum. Hatırlayalım;

Bedava yaşıyoruz, bedava
Hava bedava, bulut bedava
Dere tepe bedava
Yağmur çamur bedava
Otomobillerin dışı, sinemaların kapısı, camekanlar bedava
Peynir ekmek değil ama acı su bedava
Kelle fiyatına hürriyet, esirlik bedava
Bedava yaşıyoruz, bedava..

İfadelerimde hiç bir hükümeti yada partiyi kast etmiyorum. Genel konuşuyorum şahsi tecrübelerime binaen.. Biz neler gördük bu güzel ülkede.. Bir daha görmeyi istemeyeceğimiz günler!

O hükümetler/iktidarlar de elbette vergi alıyordu. Soru şu; o alınan vergilerle neden halkın refahına ferahına (engelli kişiye bakım yardımı/iş imkanı, şehit/gazi ailelerine yardım, evde bakım hizmeti, işsizlik aylığı, emekliye/dul ve yetime bayram ikramiyesi vb), ulaşımına (metro, metrobüs, raylı sistem, dubble yollar, köprüler, Avrasya geçiti vb), kaliteli zaman geçirmesine (millet bahçeleri, halk kıraathaneleri vb) neden kullanılmıyordu?!!! Ne oluyordu o vergiler o periyotta merak ediyorum.

Tarih değil midir ki sonrasında anlatılan?!.. Biz de her birey olarak tarihe aslında tanıklık ediyoruz. Geleceğin oluşmasında her birimiz domino taşı misali görev alıyoruz. Bu sorumluluktur, bu kendini bilmektir, bu ülkeni sevmektir, bu ecdadını bilip evladına temiz gelecek sunma isteğidir, bu -anı yaşa- yada -bana dokunmayan yılan bin yaşasın- ideolojilerine tepkidir. 

Demem o ki; bu Türk'lüğün gereğidir! Ve hiç bir başarı tesadüf asla değildir..

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam