reklam
reklam

Antik Kentler Rotası yazı dizisi - Sardes'den Ephesos'a mistik eserler

Eklenme Tarihi: 11 Eylül 2022, Pazar - 23:25   Okunma Sayısı: 34030
Ege'nin kıyı şeridinin üzerinde birer inci tanesi gibi dizilmiş olan antik kentler her an keşfedilmeyi bekleyen mistik eserlerle dolu. Antik kentleri süsleyen kaleler, agoralar, sütunlu caddeler, kiliseler, hamamlar, anıtsal tapınaklar ve nekropoller tarihin kadim izlerini taşıyorlar.

Bir çok uygarlığa ve medeniyete ev sahipliği yapan Ege bölgesi, eşine az rastlanır antik kent kalıntılarıyla dolu. Bu antik kentler Ege bölgesinin turizmine, tarihsel ve kültürel zenginliği ile katkı sağlıyor. Her yıl on binlerce turist, Ege'deki Antik Kentlerin mistik izlerini aramak için bölgeye geliyor. Binlerce yıl önce bu bölgede yaşamış medeniyetlerin kadim eserlerini bünyesinde barındıran antik kentler, orta çağ kalelerini, agoraları, sütunlu caddeleri ve kiliseleri günümüze kadar taşımış. Ege Antik Kentler Rotamızın ilk gününün sonunda Kütahya'da verdiğimiz mola sonra, yeniden Ege'nin sahil şeridine doğru devam ediyoruz. İkinci günümüzde, Helenistik dönemin izlerine rastladığımız antik kentlerde gördüğümüz, hamamlar, anıtsal kapılar, tapınaklar ve nekropol alanındaki anıt mezarlar, binlerce yıllık tarihi yeniden yaşamamızı sağladı.

Sardes Antik Kenti

Lidya Devleti’nin başkenti olan Sardes Antik kentinin kalıntılarına Salihli ilçesi, Sart kasabasına giderek ulaşıyoruz. Sart ve yöresi yapılan kazılar sonucunda 5 bin yıllık bir geçmişinin olduğu ortaya çıktı. Sardes, Gediz havzasında, Sartçayı kıyısında ve Bozdağı’ın batısındaki tepelerin kuzey yamaçları üzerinde Meles adlı bir kral tarafından kurulmuş. Sardes kenti, M.Ö. 6. Yüzyılda Perslerin Lydia Krallığı’na son vermelerinden sonra bir Pers valiliği haline gelmiş. Hellenistik ve Roma Döneminde de önemini koruyan, Bizans döneminde ise önemli bir piskoposluk merkezi haline gelen Sardes, dünyada kendini parasını basan ilk devlet olarak tanınıyor. Tarihi Kral Yolu’nun başlangıcı olan kentte görmeniz gereken tarihi yapıların başında dünyanın en büyük mezarlık alanı Bintepeler geliyor. Ayrıca sportif faaliyetlerin yapıldığı Gymnasium, Kybele Sunağı, Bizans surları, sinagog, tiyatro ve agora kalıntıları kentin dikkat çeken diğer eserleri arasında. Sardes Kenti, tarım, hayvancılık, ticaret ve Paktolos (Sart) Çayı’nda yapılan altın madenciliği sayesinde zengin bir kent haline gelmiş.
***
İncil’in Vahiy bölümünde, Hıristiyanlığın batıya yayılmasında önemli rol oynadığından söz edilen Sardes Antik kenti, Batı Anadolu’daki yedi kiliseden birisine sahip olduğu için dini açıdan da ayrı bir önem taşıyor. Yapılarda ion tarzı mimariyi görmek mümkün. Günümüze kadar korumuş eserler arasında anıtsal bir hamam-gymnasium kompleksi geliyor. Hamam-gymnasion kompleksinin doğu yarısını kaplayan sütunlarla çevrili kare avlu spor etkinlikleri için, bu mekanın batısındaki tonozlu salonlar ise hamam olarak kullanılmış. Avludan hamam bölümüne geçişi sağlayan iki katlı ve sütunlu mekan, Mermer avlu olarak adlandırılmaktaydı. Kentteki hamam-gymnasion kompleksinin avlusunun güneyinde bulunan bazilika formundaki yapı, Roma İmparatorluk Döneminde bir sinagog haline getirilmiş.
***
Günümüzde Gymnasium'da sürdürülen bakım çalışmaları yeni tamamlandı. Sinagog'un üzeri güneş ve yağmurdan koruyucu panelle kapatılmış. Harikulade bir yazı tekniği ve taş işçiliğinin inceliklerini fark etmemek elde değil. Gymnasium salonunun yer döşemesi tamamıyla desenli mozaik. Gymnasion’un tam karşısında ise Bronzlu Ev olarak adlandırılan büyük bir yapı yer almakta. Antik çağın en göz alıcı yapılarından biri olan bu yapı, Tmolos (Bozdağ) Dağı’nın sırtları ile eski Lidya merkezinin arasında yer alıyor. Hellenistik Dönemde yapımına başlanan Artemis Tapınağı, İon tarzında yapılmış. Başlangıçta Artemis adına yapılan tapınak, daha sonraki dönemlerde Zeus Polieus, Roma İmparatoru Antoninus Pius ve karısı Faustina da adanmış ve onların heykel başları tapınağın içerisine yerleştirilmiş. İmparator Tiberius zamanında eski plana göre tekrar inşa edilen tapınağın güneydoğu köşesine bir şapel bulunuyor.

Ephesos Antik Kenti

Sardes gezimizi tamamladıktan sonra Selçuk ilçesine doğru 129 kilometrelik bir yol kat ediyoruz. Öğlenden sonra 13:00'e doğru Sardes'e varıyoruz. İzmir İli, Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes kentinin ilk kuruluşu M.Ö. 6 bin yıllarına kadar gitmekte. Son yıllarda yapılan araştırma ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi'nde Tunç Çağları ve Hititlere ait yerleşimler saptandı. Hititler döneminde kentin adı Apasas olarak kullanılmış. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmış. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender'in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kuruldu. Hellenistik ve Roma dönemlerinde en görkemli zamanlarını yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200 bin kişilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans Dönemi tekrar yer değiştirmiş ve ilk kez kurulduğu Selçuk'taki Ayasuluk Tepesi'ne gelmiş.
***
Zengin bir liman kenti olan Ephesos’un tarihi İon medeniyetinden öncesinde M.Ö. 9 binlere dayanır. Bugünkü Efes Antik Kenti’nde, M.Ö. 3. yüzyıl ile Doğu Roma dönemleri arasındaki kalıntılar görülebilir. Dünya’nın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağına sahip kent, 19 bin kişilik tiyatrosu, Celsus Kütüphanesi, Küretler Caddesi, yamaç evleri ile ziyaretçilerini ağırlıyor. Ephesos’a gitmişken, Hristiyanlık’ın kutsal merkezi Meryem Ana evi ve St. Jean Bazilikası’nı da görmeniz gereken yerlerin başında geliyor. Efes Örenyeri ile özdeşleşen en ünlü kalıntı, muazzam sütunlarıyla hayranlık uyandıran Celcus Kütüphanesi denebilir. Bu kütüphane, İskenderiye ve Pergamon'dan sonra, antik çağın en önemli kütüphanelerinden biri olarak sayılmaktaydı. İmparator Hadrian adına yapılmış olan Kuretler Caddesi üzerinde bulunan Hadrian Kapısı ve Hadrian Tapınağı da dikkat çeken yapılar arasında. Antik dünyanın 7 harikasından biri olan Artemision, yaklaşık 25 bin kişilik oturma kapasitesiyle büyük tiyatro, stadyum, ticaret ve devlet agoraları, Hestia Tapınağını içinde bulunduran Prytaneum, yaklaşık bin 800 kişilik meclis ve konser salonu ile antik liman da görülmesi gereken diğer kalıntılar arasında yer alıyor.
***
Ören yeri sınırları içindeki Yamaçevler kendi içinde ayrı girişe sahip. Hz. Meryem'in İsa'nın annesi olarak kabul ve ilan edildiği 431 tarihli Ekümenik Konsülün gerçekleştiği Meryem Kilisesi de Hıristiyanlık dini açıdan kutsal olarak kabul ediliyor. İsa’nın havarilerinden biri olan ve Yahya İncilini yazan Aziz John’un mezarı üzerine inşa edilen Bazilika erken Hıristiyanlık Dönemi'nin benzersiz eserleri arasında yer alıyor. Bu nedenle Hıristiyanlar tarafından hac mekanı olarak kabul ediliyor. Efes Antik kentinde görülmesi gereken yerler; Varius Hamamları, Hadrianus Tapınağı (Hadrian Tapınağı), Umumi Tuvalet (Latrina), Alytarkhus Stoası, Oktagon, Heroon, Mermer Cadde, Celcus Kütüphanesi, Mazeus, Mithridates Kapısı, Tetragonos Agora (Ticaret Agorası), Büyük Tiyatro, Liman Caddesi (Arcadiane)(Arkadiane Caddesi), Tiyatro Gymnasionu, Liman Hamamı (Liman Gymnasiumu ve Hamamları), Meryem Kilisesi, Çifte Kiliseleri (Konsül Kilisesi), Saray Yapısı, Stadyum Caddesi (Stadyum ve Gymnasium), Artemis Tapınağı, Vedius Gymnasiumu, Yedi Uyuyanlar, ST.Jean Kilisesi, İsa Bey Camii ve Ayasuluk Kalesi.

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: MURAT İLTER

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

MURAT YILMAZ Dünyanın en güzel duygusu: MutlulukMutluluk istisnasız hep- imizin sahip olmayı arzu- ladığı en güzel hislerden biridir . kimileri için mutluluk çok zorken kimileri için ise çok küçük ayrıntılarda saklıdır . İnsanların huzur içerisinde yaşamaları için mutlaka mutlu bir hayat sürdürmeleri gerekir . Mutlu olmayan in- sanlar hem bedenen hem de zihnen huzursuzluk yaşarlar . Mutluluk bu kadar önem- liyken hepimizin çevresinde onlarca mutsuz insan olmasının sebebi nedir acaba? Galiba insanların mutlu olamama sebeplerinin başında hayattan ya da insanlardan çok şey beklemeleri geliyor. Özellikle günümüz insanının maddiyata çok önem vermesi ve sürekli daha fazlasına sahip olmak istemesi kolay kolay mutlu olamamasına sebep olmakta. Mutluluk kişinin kalbinin kuşlar gibi kanat çırpması, yüzünden kocaman bir gülümsemenin eksik olma- masıdır.Mutlu olan insan, çevresine de ışık saçar. Yaydığı pozitif enerji ile hayatımıza anlam ve güzellik kazandırır. Bazen kazanılan bir sınav, bazen iyi bir haber, bazen sıcacık bir sevgi sözü mutlu olmamızı sağlar. Ama sebebi ne olursa olsun mutluluk, dünyanın en güzel duygusudur. Bu duygu, kişiye cesaret verir, onu alıp başka dünyalara götürür.kişinin özgüvenini yerine getirir. Sürekli neşeli olan, her zaman yüzü gülen insan- ların çok daha uzun bir ömür sürdükleri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bazı hastalıkların da kederden insana musallat olduğu halk arasında söylenegelir. Mutluluk aslında çoğu insanın zannettiği gibi mad- diyatta gizli değildir . İnsanları mutlu eden birçok şey tamamen ücretsizdir . Mesela sağlıklı olmak, insanın hiçbir hastalığı olmaması ya da sabah kalkıp pencereden tertemiz havayı içine çekmesi bile mutlu olması için yeterlidir . Mutlu olmak için önümüze çıkan her fırsatı değer- lendirmeliyiz . Tabi mutlu olmak kadar mutlu etmek de önemlidir . Başkalarına da her fırsatta iyilik ederek , onlara yardımcı olarak insanları mutlu etmeliyiz.
MURAT YILMAZ
reklam
reklam

sinop web tasarım