YAKIN TARİHİMİZDEKİ MAZBATA OLAYLARI

Eklenme Tarihi: 15 Mayıs 2019, Çarşamba - 10:01   Okunma Sayısı: 22175
Yaklaşık son bir yıldır Türkiye’nin gündemi belediye seçimleri ile meşgul. Mart ayı ile birlikte seçimleri bitti belediye başkanları seçildikleri yerde hizmet etmeye başladılar. Ancak seçim ve yankıları hala sürüyor. Türkiye’nin kalbi sayılan metropol şehrimiz İstanbul’un üzerinden yerel seçimlerin gölgesi gitmiyor.

Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım arasında geçen kıyasıya rekabetin kazananı seçim gecesi İmamoğlu oldu. Ancak 31 Mart gününden itibaren seçimle ilgili söylentiler, itirazlar ve yeniden sayımlar bir türlü bitmedi. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı mazbatasını almasıyla gündem bir kaç gün durağan hale geldi. Ancak 6 Mayıs günü YSK tarafından yapılan 5 saatlik toplantının ardından seçimlerin yenilenmesine karar verildi. Ekrem İmamoğlu’nun mazbatası alındı ve yerine geçici olarak vali Ali Yerlikaya geçti. Belediye seçimlerinde mazbataların seçilen kişilerden alınması tarihimizde ilk değil. Yakın tarihimizde 1963 yılında benzer bir mazbata olayı yaşanıyor. Demokrat Parti'nin mirasçısı olarak kurulan Adalet Partisi (AP) 17 Kasım 1963 mahalli seçimlerine dikkatleri üzerine çeker bir şeklide giriş yapıyor.

MAZBATA İKİNCİ OLAN HAŞİM İŞCAN’A DEVREDİLDİ AP

İstanbul Belediye başkanlığına Denizcilik Bankası’nda müşavir avukatlık yapan Nuri Eroğan aday gösterdi. CHP'nin adayı ise Haşim İşcan’dı. O dönemde CHP İl seçim temsilciliği görevinde bulunan Tarhan Erdem ve birkaç arkadaşı Eroğan'ın adaylığının açıklandığı vakit Denizcilik Bankası'ndaki işinden istifa edip etmemesi halinde Milletvekili Seçimi Kanunu 17. maddesini esas alarak İstanbul'daki sonuçlara itiraz etmeyi planlamışlardı. Özellikle de AP'nin yeni bir aday göstermemesi için meseleyi gizli tutmuşlardı. Çünkü AP'nin yeni bir aday göstermesi durumunda da seçimi kaybedeceklerini düşünüyorlardı. 17. madde adayların seçim kararının çıkmasının ardından bir hafta içerisinde işlerinden istifa etmiş olmaları hakkındaydı. Buna göre Eroğan'ın seçimin başlangıç günü olan 15 Eylül-22 Eylül arasında istifa etmiş olması gerekiyordu. Eroğan ise görevinden 18 Kasım 1963'te istifa edecekti. Türkiye genelinde ve İstanbul'da seçimler AP'nin zaferiyle sonuçlandı. Eroğan 128 bin 828, İşcan 112 bin 686 oy almıştı. Eroğan başkanlığı 16 bin142 daha fazla oy alarak, yüzde 6.1 farkla kazanmıştı. Ancak daha seçim gününde Nuri Eroğan'ın adaylığına itiraz başvuruları yapılmaya başlanmıştı. Seçim sonuçlandıktan sonra CHP itirazlarını şiddetlendirdi.

AP'liler ise durumda hukuken bir sıkıntı olmadığını söylüyorlardı. Oy verme günü ilçe secim kuruluna CHP il başkanı Ekrem Özden imzasıyla verilen dilekçede Eroğan'ın durumuna "hizmetli bulunduğu görevden çekilmemiş bulunmasına binaen seçilme yeterliliği mevcut olmadığından" hareketle itiraz edilmiş, reddedilmesi üzerine il seçim kuruluna başvurulmuş ancak o da kararı seçimden sonraya bırakmıştı. CHP'nin itirazına karşı Eroğan AP İl Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenleyerek adaylığı hakkındaki itirazların seçimlerden sonraya bırakılmasının AP'nin yeni aday çıkarmasını engellediğini, seçilmemiş bir şahsın başkanlığa getirilmesinin halkta tuhaf bir intiba bırakacağını, seçim kurulunun adilane karar vereceğine inandıklarını ifade etti. Tasniflerin tamamlanmasının ardından CHP Eminönü sandık müşahidi Nermin Neftçi, Nuri Eroğan'ın seçilmemiş sayılması hakkında ikinci bir itirazda bulundu. Ancak bu talep Eminönü İlçe Seçim Kurulu tarafından reddedildi. Bunun üzerine itiraz il seçim kuruluna taşındı. Kurul itirazı haklı bularak Eroğan'ın başkanlığının karara bağlanması için dosyayı tekrar Eminönü İlçe Seçim Kurulu'na gönderdi. Ancak ilce seçim kurulu itirazları haklı görmeyip, AP adayının seçilmiş sayılmasına karar verdi.Sonuç olarak; AP adayı Avukat Nuri Erdoğan 37,9 oy oranı ile kazansa da; başkanlık, yüzde 31,8 oranında oy alan CHP adayı Haşim İşcan’a devredilir.Sebebi ise, Nuri Eroğan’ın seçim öncesi memurluktan istifa etmediği gerekçesi ile Seçim Kuruluna itiraz eden CHP’nin, bu başvurusunun kabul edilmesidir.

İLK MAZBATA OLAYI GÜMÜŞHANE’DE YAŞANDI

Mazbata olaylarının ilki Gümüşhane de yaşanıyor.

Atatürk'ün 1.Meclisi sonlandırıp erken genel seçime götürdüğü 1923 seçimlerinde eski mebus Kadirbeyoğlu Zeki Bey de Gümüşhane'den mebus adayı oluyor. Ne var ki milletvekilleri tek tek Atatürk tarafından Cumhuriyet Halk Partisi kontenjanından seçilmiştir ve Meclis'e bağımsız mebus girmesi, dönemin CHP İktidarı tarafından istenmemektedir.Olayın bundan sonrasını Kadirbeyoğlu Zeki Bey'den dinleyelim: İlk intihab için Kelkit Kazası'na emir verildi. Süvari, seyyar jandarma taburu kaza merkezini ihata ederek (kuşatarak) tabur kumandanı bir müfreze ile ayrıca belediye dairesini çevirip kendisi de içeri girdi. Aynı zamanda Jandarma Kumandanı, Kaymakam Vekili tedbir alarak o da Belediye dairesine dahil oldu. Binbaşı ve Jandarma Kumandanı: "-Biz emir aldık. Müntehib-i saniler Hükümet'in gösterdiği zevata reylerini verecek. Vermedikleri takdirde biz verdirteceğiz. Başka münakaşa istemez" diyerek kesip atarlar. Bunun üzerine Hacı Alaeddin Bey: "-Madem ki böyle emir aldınız. Böyle arzu ediyorsunuz. Bizler de kaza namına meb'us intihabına iştirak etmiyoruz ve çıkıyoruz. Sizler de istediğiniz gibi oturabilirsiniz" deyip bütün müntehib-i sanilerle beraber belediye dairesini terkederek, kasaba içerisine dağılırlar. Bir buçuk saat zarfında tesis eden tertibat temin edilerek, Kelkit Belediye Reisi'nin ve müntehib-i sânilerin aldığı vaziyet Mustafa Kemal Paşa'ya bildirilir. Mustafa Kemal Paşa Belediye Reisi'ni telgraf başına çağırmalarını emreder.

Reis Hacı Alaeddin Bey'i hanesinden çağırırlar. Muhabere memuru Mustafa Kemal Paşa'ya, Belediye Reisi'nin hazır bulunduğunu ve aldığı vaziyeti haber vermesi üzerine: Mustafa Kemal Paşa: "-Hacı Bey, benim size gösterdiğim meb'uslara rey verecek olursanız, hem sizin hem de memleketiniz hakkında çok iyi olur ve siz de memnun kalırsınız. Zeki Bey'i biz boş bırakmayacağız. En yakın zamanda onu en büyük memuriyetlere koyacağız. Kelkit ahalisine de selamlarımı söyleyiniz. Tekrar ediyorum, Zeki Bey hakkında hiç merak etmeyiniz." Hacı Alaeddin Bey: "-Paşam ellerinden öperim. Bu benim elimde değildir. Halk and içmiştir. Zeki Bey Umumi Harb'de bizim ölümüze tabut, dirimize beşik olmuştu. Bizi her türlü felaketten kurtarmış, harbden sonra da açlıktan ölüm derecesine gelen ahalinin imdadına yetişerek bize hem yiyecek ve hem de tohumluk temin etmiştir. Mustafa Kemal Paşa: "-Binbaşı ve Jandarma Kumandanı orada mıdır?" Sualine karşı da, muhabere memuru "Evet, buradadırlar paşam" cevabını verir. Mustafa Kemal Paşa onlara hitaben: " -Çekiliniz ve intihabı serbest bırakınız. Bu nisbette azimkar olan bir halka fazla tazyik yapılamaz" der. (Kadirbeyoğlu,2007:185-186-187-188)  

 

 

İKİNCİ MAZBATA OLAYI SAMSUN’DA YAŞANIYOR

Yakın tarihimizde yaşanan ikinci mazbata olayı yine bir Karadeniz vilayetinde, Samsunda yaşanır.1930 yılında kurulan  Serbest Fırka, girdiği ilk yerel seçimlerde çok büyük bir başarı gösterince 3 ay sonra cebren kapatılır. Bu olayın ardından Atatürk,  bir yurt gezisine çıkar ve Serbest fırka tarafından kazanılmış Samsun'a da uğrar. Bundan sonrasını şahitlerin ağzından dinleyelim: Atatürk, Ankara'dan Kayseri'ye giderken yanındakilere hep Serbest Partiyi kapatmakla iyi mi ettik?» diye soruyor ve adetâ yanındakilerden, kabullenmeye hazır olduğu inandırıcı bir cevap gelmesini bekliyordu.  Mustafa Kemal Paşa, 22.11.1930 günü, akşam karanlığında ve halkla karşılaşmadan Samsun'a varmış, sıkı güvenlik tedbirleri içinde kendine ayrılan yere gitmiş, o gece sadece belli kimselerin çağrıldığı ziyafette bulunmuştu. (Goloğlu,1974:5) (…) Ziyafette Belediye Başkanını göremeyen Mustafa Kemal Paşa, derhal çağrılmasını emretmiş, biraz sonra da Belediye Başkanı Samsunlu Boşnakzade Ahmet Bey ziyafete gelmişti. Mustafa Kemal Paşa, Belediye Başkanına kadeh kaldırarak 'içelim' demiş, herkes kadeh kaldırırken Başkanın su bardağını kaldırdığı görülmüş,bunun üzerine Günah olduğundan mı içmiyorsunuz? diye sormuştu.

Belediye Başkanı Ahmet Bey; günah olduğu için değil, yemek yemiş bulunduğu için böyle yaptığını söylemiş, Mustafa Kemal Paşa'nın niçin ziyafeti beklemediği yolundaki sorusuna da, çağrılmamış olduğu cevabını vermişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal Pasa sözü değiştirmiş ve öteki yerlerde yaptığı gibi, Serbest Parti'nin nasıl kurulup niçin kapatıldığını anlatmış, sonra tekrar Belediye Başkanına dönerek Partisinin feshedilmiş olmasına göre belediye başkanlığında kalmasının doğru olup olmadığını sormuştu. Ziyafet sofrasında derin bir sessizlik ve korku vardı. Genellikle herkes. Samsunlu Ahmet Bey'in «Başüstüne Paşam» deyip hemen Belediye Başkanlığından istifa edeceğini bekliyor ve ancak böylelikle büyük bir olayın atlatılacağını sanıyordu. Fakat durum hiç de böyle gelişmedi. Kendi halindeki Samsunlu Ahmet Bey, hiç istifini bozmadan ve tam bir soğukkanlılıkla; feshedilmiş bir partinin namzedi olmakla beraber, halkın güven oyu ile Belediye Başkanlığına geldiğini, kendiliğinden istifası halinde bu güveni kötüye kullanmış olacağını, bunu da yapamayacağını, bu nedenle istifa edemeyeceğini, fakat Paşanın gücünün büyük olduğunu, bir Danıştay kararı ile seçimi bozdurabileceğini söylemişti. Herkes şaşkınlıktan ve korkudan ne yapacağını bilemezken Gazi, belediye başkanının doğru söylediğini belirtmiş ve konuyu o noktada bırakarak yiyip içmesine devam etmişti. Denilen gibi de olmuş, Danıştay kararı ile Serbest Parti'nin kazandığı belediye seçimleri bozdurulmuştu.. (Goloğlu,1974:5-6)

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: ZEHRA EVCİL

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam