reklam
reklam

BİR VERİP BEŞ KAZANMAK

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 13 Ocak 2021, Çarşamba - 12:08   Okunma Sayısı: 10193

Bedelini ödeyip satın aldığımız  Ne çok ürün var gündelik hayatta. Bazılarına gerçekten ihtiyacımız olduğu halde çoğunluğu sadece beğendiğimiz ve sahip olmak için aldığımız ürünler. Bilinçli bir tüketici olma konusunda hepimiz bir diğerine ders verecek kadar bu konuda bilgi sahibi olmasına rağmen satın alım ve alışveriş sırasında kendimizden geçiyoruz ve ihtiyaç fazlasını almaktan kaçınmıyoruz. Bedelini ödeyebildiğimiz sürece sorun yok belki fakat gereksiz tüketim her zaman bütçeye zarar.

Üretim yapan bir kuruluşta usta olarak çalışıyordu Atik usta adı değil lakabıydı atik fakat adının yerine geçeli seneler olmuş herkes onu lakabı İle çağırır olmuştu. Toplantı kayıtlarına bile lakabı yazılıyordu.

Bir kooperatife üye olmuş ve iki oda bir salon, yetmiş metrekare daire için tam on yıl kooperatif aidatı ödemişti. Sonunda onunda hayalini kurduğu kendi evi olacak her ay kira ödemekten kurtulacaktı. Ne çok alması gereken zaruri ihtiyaçları ötelenmişlerdi bu on sene boyunca. Ucuz et satan kasaptan kıyma almış, ucuzluk reyonlarını takip etmiş, çarşı pazar iki kuruş ucuza Ne varsa ayaklarına kara su ininceye kadar aramıştı. İki çocuğu vardı gözü gibi sevdiği fakat yetmiyordu onların ihtiyaçlarına kazancı.

Atik ustanın kendisinin tersi yapıda bir eşi vardı. Neredeyse kapı çalında kapıya ip bağlayıp oturduğu yerden açacak kadar ağır kanlı ve rahatına düşkündü. Sürekli baba evinden bahsedip koca evinde sıkıntı çektiğini, babasının varsıl olduğunu söylerdi. Gerçek ise baba evinde yoksulluğun dibini yaşamış biriydi.  Sürekli mızmızlanır ve ne getiriyorsa Atik usta daha fazlasını beklerdi. Elinden iğne oyası gibi El işleri gelmesine rağmen konu komşu İle boş laf edip zaman öldürmekten El işi yapmazdı. Belki eli biraz çalışsa ekmek parasını çıkarırdı fakat evlendiğine göre nafaka temini kocanın işiydi ve ona bakmak zorundaydı. Sürekli kocasına bu görevi hatırlatırdı oysa o ev geçindirme yükü Atik ustanın omuzlarını çökerteli yıllar olmuştu.

Kızı üniversite kurslarına gitmek isteyince Atik usta parasının olmadığını daha iyi anladı ve ezildi kızının karşısında. Kursa gitti ve indirim talebinde bulundu, iyi de bir indirim almasına rağmen o taksitleri ödemesi mümkün değildi. Omuzları çökmüş bir vaziyette işyerine geldi, iş arkadaşlarına durumu anlattı. İçlerinde birisi vardı onlara göre daha fazla bilgili ve akıllı gözüken.
-Atik usta Bankerler var çok güzel para kazandıran bir veriyorsun beş alıyorsun. Burada biz boşuna çalışıyoruz, millet parasına para kazandırıyor.
Atik usta az biraz Banker olayını biliyordu fakat parası yoktu ki, paraya para kazandırma ilgisini çeksin?
Sordu soruşturdu Atik usta çalıştığı şirkette şef, müdür konumunda olan pek çok kişinin bankerlere para yatırdığını öğrendi. Eşlerinin düğün takılarını bile bozdurup yatıran, arabasını, evini, tarlasını satan bankere para yatıran vardı.
Düşündü taşındı ve bankere para yatıranlarla konuştu çok kârlı gözüktü durum bir yatırıp üç almak çok cazipti ve böyle bir para kazanma kolay değildi.

Kooperatif yönetimi İle konuştu ve dairesini satmaya karar verdi. Kooperatif daireyi bir tanıdığına devir etmesini önerdi. İşyerinde kendi konumunda bir usta vardı, aynı parayı kazanmalarına rağmen hep parası olan çok tutumlu bir adamdı. Ona daireyi uygun fiyata devir etti. Nasıl olsa bir sene içinde üç misli para kazanacaktı. Genç eli ayağı düzgün, ofisi gösterişli bir bankere gitti ondan önce para yatıran mesai arkadaşı İle paranın üçte ikisini yatırdı. Geri kalan İle kızının kursu, evin bozulan eşyalarının yenilenmesi ve kılık kıyafet alışverişi İle yiyecekler alındı. Aile mutluydu nasıl olsa bir yıl sonra sattıkları kooperatif hissesindeki daire gibi bir daire alacaklar üstüne de epey para kalacaktı.

Bankalar üç kuruş faiz verirken Bankerler insanları zengin ediyordu. Bir yıl sonra epey paraları olacaktı, hem kooperatif taksidi ödemiyor hemde Banker faizi ile epey rahatlamışlardı. Seneye bir de araba alacak bol bol gezeceklerdi. İki ay Banker faizini ödedi, o para o kadar tatlı geldi ki evdeki yoksulluk havası gitmiş sanki bir varsıllık havası gelmişti.

Bir akşam televizyon haberlerinde yakışıklı bankerlerinin görüntülerini görünce şok oldu Atik usta. Banker paraları toplamış ve yurt dışına kaçmıştı. Atik usta elindeki çay bardağını bırakıverdi kucağına, yandığını bile hissetmedi. Eli ayağı birbirine dolaştı, dili tutuldu, beyni durdu adeta. Yaşadığının rüya olmasını temenni etti. Üzerine çay döktüğünü önemsemeden mahalle kahvesine koştu en iyi haber değerlendirmesi orada yapılırdı.

Kahveye geldiğinde herkes Banker olayına kilitlenmiş çoktan konuyu tartışmaya başlamışlardı. İki gün önce Banker ve faiz olayını methedenler şimdi Bankere para yatıranları saflıkla suçluyordu. Nerede görülmüştü kolay para kazanmak?
Kahvede hiç kimse Bankere para yatırmamıştı.  Atik usta ayakları felçli gibi kahveden ayrıldı ve evine döndü. Paralar gittiği gibi birde şimdi para yatıranları aşağılama durumu vardı. Saf hatta salak olduklarını düşünüyorlardı açık açık.

Sabah erkenden iş yerine gitti, önce şefini buldu yüzü asık para kaybından dolayı huzursuzdu, sonra personel müdürüne gittiler o eşinin bileziklerini bozdurup yatırmıştı Bankere. Müdürün yüzü asık fakat renk vermemeye çalışıyordu.
"Ben asıl paramı aldım, faizlerle de kâr ettim, zararım Yok." dedi.
Dolandırıldığını kimse bilmesin ve otoritesi sarsılmasın istiyordu. Bir kaç gün sonra eşinin evi terk ettiği haberi tüm işletmede fısıltı şeklinde konuşuldu.

Atik usta tüm birikimini ve umudunu kaybetmişti. Bir daha ev alması ve toparlanması mümkün değildi.  On yıl boyunca kuruş kuruş ödediği kooperatif hissesinin parası ve umudunu yakışıklı bir Bankere kaptırmıştı.  Omuzları çöktü, dili suskunlaştı, iştahı kapandı. Evde kavga gürültü başlamış ve onu suçlamaya başlamışlardı. Kazansa herkes mutlu olacaktı kayıp edince tüm suç ona yüklendi.

Para kaybetmeyi, dolandırılmayı, aşağılanmayı daha da önemlisi umudunu kaybetmeyi hazmedemedi Atik usta. Her gece geç vakitlere kadar televizyonlarda Bankerler ve onların dolandırdıkları insanların durumlarını izledi, daha çok karamsarlığa kapıldı çünkü ardı ardına Bankerler batmaya veya yurt dışına kaçmaya başlamıştı. Parasını alma umudu buhar oldu gitti.

Atik usta kooperatif evini satıp parasını Bankere yatırırken şunu düşünmüştü.
"Şefim, müdürüm ve daha bir çok akıllı gördüğüm adam saf değil ya para yatıracak bankerlere, herhalde onlar önünü, sonunu hesaplamıştır. Arada bende biraz para kazanayım."

Bir gece televizyon izlerken koltuğunda uyur gibi elinde televizyon kumandası gözü Banker haberlerinde uyudu ve bir daha uyanmadı Atik usta, kalbi durmuştu oysa gerçekte ise umut satın almış ve umutsuzluğa kapıldığı için, bir verip beş kazanmak hayali onu öldürmüştü.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop emlak sinop satılık daire sinop kiralık daire