Pers-Acem-İran

Köşe Yazarı: GÜLŞAH YILDIZ   Eklenme Tarihi: 4 Haziran 2018, Pazartesi - 10:00   Okunma Sayısı: 1610

Bugün ki İran en çok ‘’Türkiye İran mı oluyor?’’ sorusunda en çok duyduğumuz bir ülke. İrtica geliyor kadar komik bulduğum bir şey. Bugünki İran, islam devriminden sonraki haliyle nüfusu müslüman yoğunlukta olan birçok ülke için korkutucu olabilir. Dünya üzerindeki en eski yerleşim bölgelerinden Mezopotamya’daki bu kadim medeniyet her zaman farsların elinde değildi. Perslerin islamlaşmasının Araplarla olan coğrafi yakınlıklarından sebep biraz sancılı olduğu söylenir. Bu husustaki rivayetler çok çeşitlidir. Bir taraftan Anayurt Orta Asya’dan akın akın gelen Türk boylarıyla yıpratılan Acem diyarında Acemlerden çok Türk hanedanlıkları hüküm sürmüştür. Farslar Abbasilerin yönetimindeyken bir tarafı Hindistan’a bir tarafı Aral Gölüne uzanan Gazne Devleti’nin hatırı sayılır bir bölümü bugün ki İran topraklarındaydı.  Büyük Selçuklu Devleti çok geniş bir coğrafyaya hüküm sürerken İran’ın tamamına hakimdi. Kökenleri savaşçı olan Türklerin dili sanat ve edebiyat için biraz sert geldiği için Farsça’nın yumuşaklığından yararlanmıştır. İran coğrafyasında kurulan bütün Türk hanedanlıkları ve yaşayan Türk halkları interaktif bir biçimde etkileşime girmiştir. Harzemşahlar’da Büyük Selçuklular’dan kopma ve yıkılışı ardından güçlenen bir devlet olmakla beraber bir Türk devletidir. Karakoyunlular, Akkoyunlular, Afşar Hanedanlığı hepsi birbirinin zayıf anında türemiş ve ya bağımsızlığını ilan ederek tarih sahnesine çıkmış Türk yönetimleridir. Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak döneminde, gerideki bir tehlike olarak hep sıkıntı yaratan Safevi devletinin en meşhur şahı Şah İsmail de bir Türk liderdir. Şii mezhebine mensup olan Safevilerin yıkılışı Afganlar tarafından olsa da belini büken Yavuz Sultan Selimdir. İslam devriminden önceki İran Şahlığı zamanında çekilen fotoğraflar baktığımızda bugün modernlik algımızı belirleyen Avrupa ülkelerinden bir kare gibi.  Muhafazakarlıkla hiç alakası olmayan Pehlevi Hanedanı dönemi şahlığın kurucusu Rıza Şah Pehlevi’nin İran coğrafyasındaki yine bir Türk Hanedanlığı olan Kaçar Hanedanlığı’nın yıkılması ardından kurulduğu pek bilinmeyebilir.Şahlık döneminde tenhalara sinmiş Ayetullah kadrosunun İslam Devrimiyle başa gelmesiyle İran algısı yeni baştan oluştu. Türklerin ve Farsilerin ne islam anlayışının ne mezhebinin ne de siyasetinin bin senedir iki kutup kadar farklı olmasını bilmek Türkiye’nin hiçbir zaman İran olmayacağından için yeterli bir sebep olabilir. Birbirlerinin süsleme, el sanatları ve dilini etkilemiş olabilirler. Her ne kadar aynı coğrafyayı paylaşmış olsalar da Milli ve tarihi şuur bakımından taban tabana zıt iki medeniyettir. Bu yüzden Türkiye’den İran olmayacağı gibi İran’dan da Türkiye Cumhuriyeti olmaz. 

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam