reklam
reklam

ANNEM

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 14 Eylül 2021, Salı - 11:19   Okunma Sayısı: 8783

Bir Pazar günü öğleye kadar uyumuşum. Aslında ben sabahları gün doğarken uyanırdım. Hemen bahçeye çıkar kuşların sabah ötüşlerini dinler, fırına gider sıcak simit ve tahinli çörek alırdım. Her Pazar sabahı kahvaltı klasiğimiz bu olurdu.  Bazen yolu uzatır gölün etrafından dolaşırdım. Ağaçların arasından yürürken sabah yürüyüşüne çıkmış kasaba sakinlerine rastlardım, çocuk olmama rağmen hepsin de bana selam verir, gülümserdi. Bu durum hoşuma gider bende kendimi yetişkin sayardım.

Fırından dönüşte dünden kalan bayat ekmeklere yarı fiyat ödendiği için iki ekmek alır göldeki ördeklere ekmeği ufalayıp atardım. Ördekler ben ekmek attıkça yaklaşır, ekmek bitince hemen yanımdan uzaklaşırdı. Bazen onların bu tavırlarına kızardım. Ördeklerin daha uzun süre sahilde kalmalarını isterdim fakat ördekler o kadar duygusal canlılar değildi. Sahipsiz sokak köpeklerine evdeki kemikleri ara sıra götürmeme rağmen onlar beni tanır, kuyruklarını sallayıp yanıma koşardı. Evde her vakit kemikli et yemediğimiz için köpeklere atacak kemik de olmuyordu. Köpeklerin beni tanımaları ve yanıma koşmaları beni gururlandırırdı.

Oysa bu Pazar günü öğleye kadar uyuyakalmışım. Akşam yatarken annem bana bitki çayı içirmişti, ihtimal ki o çay beni bu kadar uyutmuş olmalı. Başım şiddetli bir şekilde ağrıyordu, yataktan kalkıp yüzümü yıkadım, sonra salona geçtim, annem ortalıkta yoktu. Mutfağa ve annemin yatak odasına baktım orada da yoktu. Masanın üzerinde bir not buldum. Mutfakta küçük masanın üzerinde tepsiye kahvaltı hazırlanmış yanına not iliştirilmişti.
"Güzel yavrum seni seviyorum. Beni merak etme, babanı aradım, öğleden sonra gelip seni alacak. Kahvaltı hazırladım karnını doyur. Bundan sonra babanla kalacaksın. Ben yurt dışına gidiyorum, seni uygun olduğum zaman ararım".

Bu notu belki on kez okudum, yanlış okuduğumu düşündüm tekrar, tekrar okudum. Babamla annem boşanmıştı benim ve ben annemle kalıyordum. Annem son zamanlarda evden çok sık dışarı gidiyor ve geç vakit dönüyordu. Benim elime harçlık tutuşturup benimle zaman geçirmiyordu. Bende artık on yaşında koca adam olmuştum ve annemin peşine takılmıyordum.

Babam akşama doğru geldi ve beni üç beş parça giysimle birlikte aldı, arabası İle kendi evine götürdü. Evde üç erkek arkadaşı vardı ve ev alkol kokuyordu. Babamın arkadaşları beni görünce pek mutlu olmadılar, yüzleri asıldı sanki. Fısıltılarla annem hakkında konuştular. Ben zaten annemin bir adam İle kaçıp gittiğini biliyordum. Adam evliydi ve adamın karısı yanında beş yaşındaki kızı İle bizim kapıya gelmiş ve annem İle konuşmuştu.
" bırak kocamın peşini, yuvamı yıkma", demişti. Annem onu sakinleştirip göndermişti. Bana da annem kadının deli olduğunu söylemişti.

Oysa ben farkındaydım annem bizim eski mahalledeki kuyumcu Cevher amca İle birlikteydi. Bizim eve gelmiyordu fakat dışarıda görüştüklerimi biliyorum, okul arkadaşım kavga ettiğimiz gün bana tükürür gibi bunu söylemişti. Anneme bunu bildiğimi belli etmedim fakat biliyordum. Çocuklar annem dul olduğu için beni küçümsüyor gibiydi.

Babam ve arkadaşları İle aynı evde kalmak işkenceydi adeta. Ne tuvaleti ne mutfağı temiz kullanıyorlardı, iğreniyordum onların yaşam koşullarından. Beni de kız gibi ev işlerini yapmam için zorluyorlardı. Evde sağlıklı hiç bir gıda yoktu.  Temizlik malzemesi yoktu. Pis koşullardan rahatsız olmadan yaşıyorlardı. Evden kaçmaya karar verdim ve kararımı uyguladım. Babam beni o evden almıştı o gün fakat sonra benimle olmak ona zor gelmişti. Bir çocuğun sorumluluğu ona göre değildi.

Sokaklar ise evden daha kötüydü. İlk gün boş metruk bir evde gizlendim, sabaha kadar korkudan uyku tutmadı. İkinci gün oraya gelen tinerci çocuklar beni kovaladı. Kahvehanede çay taşımak için işe girdim ve orada kaldım. Bir süre sonra babam beni buldu ve evine götürdü.

Annem yoktu artık benim ve evimde yoktu. Yönünü kaybetmiş kırlangıç yavrusu gibiydim. Çaresiz ve yalnız, yuvadan düşmüştüm bir kez tekrar o yuvaya tekrar ulaşmam mümkün gözükmüyordu. En çok anneme kızıyordum beni bıraktığı için. Senelerce anneme kızarak yaşadım. Sigortalı bir işe girerken vukuatlı nüfus kayıdı çıkarttım bir de ne göreyim annem evden kaçtıktan iki ay sonra hayatını kaybetmiş.
Hemen araştırdım ve annemin yakın arkadaşlarına ulaştım. Annemin arkadaşı Beni o gün kapıya kızı İle gelen kadına götürdü. Meğer annem kendisinden soğumam için kadına onları söyletmiş. Ardından üzülmemem acı çekmemem için böyle bir oyun tezgahlanmış.

Bana dediler ki; "annen çok hastaydı ve senin hastalığını öğrenmeni istemedi. Ölüm acısı İle yanma diye kendini kaçtı gösterdi, kötü gösterdi sana. Bir gün gelir umuduyla yaşa istedi"
Şaşkına dönmüştüm.  Annem kanserden ölmüş. Bu nasıl bir zihniyetti! Ben annemden nefret ederken, kuyumcunun koynunda yatıyor  sanarken benim güzel  annem kara toprağın bağrında yatıyormuş.

O kadar çok üzüldüm ki kelimelerle anlatmam mümkün değil. Annem babamdan boşanmıştı zaten kaçması gerekmezdi. Annem benden kaçmıştı, hemde temelli.
Yanlış yapmıştı annem, çocuklar ölümü kabul edebilirdi zamanla fakat kaçan anneyi kabul etmezdi. Bende annem benden kaçtı diye üzüldüm. Hala bu yaşımda annemi hatırladığım an benden kaçtığı aklıma şimşek hızıyla geliyor ve canımı çok yakıyor.
Annemin öldüğünü bilseydim belki hayata daha sıkı tutunur, okur bir meslek sahibi olurdum, asılırdım hayata.

Ben hayatı ıskaladım hemde en tutulması gereken zamanda. Suçlu ben değilim.
İtiraf ediyorum annem kaçtı benim hemde ben on yaşındayken. Kaçtı annem kaçtı, benden kaçtı. Annemin kaçtığını düşündüğüm gün bende hayatın yaşanabilir yönünden, mutluluktan, iyi bir gelecekten kaçtım, herşeye boşverdim ve babamın kopyası oldum.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop web tasarım sinop erkek öğrenci yurdu sinop kız öğrenci yurdu sinop kız yurdu arslan pansiyon sinop