reklam
reklam

İkilem mi?

Köşe Yazarı: SONNUR ADA   Eklenme Tarihi: 11 Eylül 2021, Cumartesi - 23:14   Okunma Sayısı: 15113

Nasıl bir anda kendimi ondan nefret eder buluyorum bilmiyorum… Sonra da çok sevdiğim duygusunu yaşıyorum. Bunu eşim için söylüyorum. Bana “beni seviyor musun?” diye sorduğunda o an bilmiyorum ya da emin değilim demek istiyorum. Çünkü gerçek bu. Fakat açık açık söyleyemeyeceğimi de biliyorum. Size daha önce söylemiştim. Bazen çok seviyor duygusu yaşıyorum bazen de tam tersi…

                                                 *

Nasıl söyleyeyim size, annemle geçen gün benzer bir durumu yaşadım. Halam bize gelmişti, odamdan çıktım, annem ‘’kahve yapacağım sende ister misin?’’ diye bana sordu. Ben de ‘’dur ben yapayım’’ dedim, mutfağa geçtim. Annem benimle ilgili konuşmaya başladı. Halamın sesini çok fazla duymuyorum, sanırım annemin söyledikleri hoşuna gitmiyor. Annemi çok iyi duyuyorum; annem halama ,”bu bayram gider miyiz bilmiyorum. Zeynep anne yazlıkta çok yoruluyorsun’’ diyor. Birlikte bir şey yapamıyoruz diye şikayet ettiğimi anlatıyor. Halamın sesi kırgın: “kuzenleriyle güzel zaman geçiriyor diye düşünüyordum.”

Ben tepsiye fincanları koyarken içeride halamın yaklaşımını onaylamayan annemin sesini duydum: ‘’Sor Zeynep’e istersen...’’

‘’Ne soracaksınız?’’ diye yanlarına gidip konuyu yanımda açtırmak istedim bir an. Sonrasında annemi zor durumda bırakmakla, halama haksızlık yapılması arasında kitlenip kaldım.

 

                                                 *

Tamam bunun benim sorumluluğum olduğunu biliyorum ama Ali bey herkesin işine koşturmakta o kadar istekli davranıyor ki… O kadar ki hemen hazır söylenen işi yapmaya. Arada ben de sebepleniyorum tabii. Onun görevi değil, benim işim. Ali bey gelmeden önce yapıyordum zaten. Bir gün ihtiyacım vardı sordum, benim için yapar mısınız, diye. İstekle yaptı. İkinci kez şansımı denemek istedim itiraz etmedi. Sanırım benim de işime geliyor Ali beyin hayır dememesi. Zaten aramızda ‘’hayır özürlü’’ diyoruz Ali beye. İyi de kendi tercihi, yardım etmesin ne yapalım.

Örnekleri çoğaltalım mı?

 

Haklı-haksız, doğru-yanlış, adaletli- adaletsiz ,sevgi- sevgisizlik, değer- değersizlik vb…diye sayabileceğimiz, her birimiz için önemli olan kavramların tanımlarını gözden geçirelim. Kişiye ya da duruma göre değişiyor mu bu kavramlarımız? Hani yoksulluğunu yaşadığımızda dünya başımıza yıkılırken acaba biz de birilerini dünyasını başına yıkıyor muyuz? Bir çoğumuz haksızlığa uğrama duygusunu deneyimlemişizdir.

 

Eşine karşı sevgisinden daha ziyade kendi durumunu paylaşmak isteyen kişinin karşısındakinin ezberlerine takılmaktan korkması. Bu korkunun onun samimiyetini elinden alması. Ve eşine karşı net olamaması.

 

Mesela Ali beyin insanca yaklaşımını, çevresindeki arkadaşlarına yardım etmesini aptallık diye tanımlıyor olabilir miyiz? Ve bunu kendi menfaatimize kullanmayı haklı göstermeye çalışıyor olabilir miyiz?

 

Ya da sevdiğimiz bir insanı korumayla onun yalanını korumayı birbirine karıştırıp haksızlığın seyircisi mi oluyoruz?

 

                             Sıcak ve soğuk ortamlar fiziki koşullar, ince ya da kalın giysiyle koruruz bedenimizin ısı değişimini. Kavram tanımlarının doğru ve anlaşılır tanımları da bizim duygusal ve zihinsel olarak huzurumuzu korur.

 

Bir kez daha tanımladığımız kavramları gözden geçirerek duygu ve düşünce dilimizin dengelerinin keyfini çıkarmak dileğiyle.

 

                                              

      

 

 

 

 

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop web tasarım sinop erkek öğrenci yurdu sinop kız öğrenci yurdu sinop kız yurdu arslan pansiyon sinop