reklam
reklam

Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında

Köşe Yazarı: NURCAN ÖZÜDURUK   Eklenme Tarihi: 23 Haziran 2021, Çarşamba - 13:22   Okunma Sayısı: 89486

(10 Haziran-6 Temmuz 2021)

Beyoğlu Belediyesi Sergi salonu

 

Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk şair, deneme yazarı, romancı, edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyendir. Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar, 23 Haziran 1901 tarihinde İstanbul’da doğmuştur.

1919 yılında Yahya Kemal Beyatlı’nın etkisiyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girmiştir. Adını ilk kez 1920’de “Altın Kitap” dergisinde yayımlanan “Musul Akşamları” şiiriyle duyurmuştur. 1923’te Şeyhi’nin “Hüsrev ü şirin” başlıklı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun olmuştur.

 

Küratör Mehmet Nuri Şen’in gözünden

 

Gerçek sanatçılar, yaşadıkları çağa değil tüm zamanlara aittir. Onlar yarattıkları eserlerle kendinden öncekilere bakışı zenginleştirerek ve sonra gelenlerin yaratımlarına zemin oluşturarak geleceği belirlerler.

Bir Cihan devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması sonrası bütün kapitalist sömürgecilere karşı büyük bir milli mücadele verdik. Tanpınar, teessürle fark ettiği bu gerçekle hesaplaştı.

Kökler yoksa gelecek de yoktu onun için. O gerçek yeniye hayran olan biri olarak çağdaş dünyada var olmanın kadim değerlerden beslenerek varılabilecek bir menzil olduğunun farkındaydı. Çağdaşlarının ilerisinde olan algısının feryadı, ne yazık ki zamanın taklitçiliğinin mutantan gürültüsünde yeterince duyulmadı.

Tanpınar projesinde, İÜ Edebiyat Fakültesi ve Türkiyat Enstitüsü koleksiyonlarında özenle saklanan mektuplarından el yazılarına, eser tefrikalarına düştüğü notlardan özel evraklarına, bugüne kadar sergilenmemiş bir nevi sanatçının mutfağını görme imkânı olacak…

 

Mecmualarda yayımlama

 

1944’te Ülkü mecmuasında, insanı medeni yapanın manevi kıymetler manzumesi olduğunu belirtir.

“Cahilsin, okur öğrenirsin. Gerisin ilerlersin. Adam yok, yetiştirirsin. Günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok kazanırsın. Her şeyi bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu bunun çaresi yoktur.”

 

Tanpınar, 1936-1942 yılları arasında gazete ve dergilerde yayımlattığı beş hikâyeyi 1943 yılında “Abdullah Efendi’nin Rüyaları” başlığıyla kitap haline getirecektir. Abdullah Efendi’nin Rüyaları, Geçmiş Zaman Elbiseleri, Bir Yol, Erzurumlu Tahsin ve Evin Sahibi kitapta yer alan hikâyelerdir.

 

“Bilmem sizde de böyle midir, yolculuk benim üzerimde daima iyi ve unutturucu bir tesir yapar. Istıraplarımızın üzüntülerimizin mekânla yahut hayatımızın tabii muhitiyle sıkı bir alâkası olsa gerek…” (Bir Yol Hikâyesi’nden)

 


  

Mahur Beste

 

Yine aynı yıl Ülkü mecmuasında tefrika edilirken yarım kalan ve 1975 yılında kitap olarak basılan “Mahur Beste”, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ilk romanıdır. Mahur Beste, romanda ifade edildiğine göre “…Atiye’nin küçük eniştesi Lütfullah Bey’in babası Talât Bey’in eseriydi. Bir çarkçı yüzbaşısı olan Talât Bey, karısı kendisini terk edince yazmıştır.”

 

Romanın ithaf edildiği Eyyubî Bekir Ağa’nın da aynı ismi taşıyan bir şarkısı mevcuttur. Tanpınar’ın bundan esinlendiği düşünülmektedir.

 

Son yılları

 

Ahmet Hamdi Tanpınar, 24 Ocak 1962 tarihinde vefat etmiştir. Ölüm, çocukluğundan itibaren onu daima meşgul etmiş, mukadder olan bu hakikat karşısında insanın güçsüzlüğü üzerine çok düşünmüştür. bu konu etrafında kendisinde uyanan pek çok sanatın aracılığıyla cevap aramaya çalışmıştır. 61 yıllık ömrüne özellikle kendisinden sonra gelecek olan nesilleri etkileyecek olan eserler bırakmıştır.

25 Ocak 1962 tarihinde Süleymaniye Camii’nde kılınan namazdan sonra tabutu İstanbul Üniversitesi Merkez binasına getirilerek burada bir tören yapılmıştır. Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı’nda Yahya Kemal’in yanına defnedilmiştir.

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop web tasarım sinop erkek öğrenci yurdu sinop kız öğrenci yurdu sinop kız yurdu arslan pansiyon sinop