reklam
reklam

KIZLAR ANALARININ KADERİNİ YAŞAR-2

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 21 Kasım 2020, Cumartesi - 12:28   Okunma Sayısı: 14428

Annesi yaşamından çekilince ne yapacaktı.. Evet buna bir karar vermesi gerekiyordu. Keza annesi sağlığını hızla kaybediyordu. Son aylarda ise yürüme problemi başlamış ve tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Bu sebeple de çok hassas ve sinirliydi. Onun gibi hareketli ve gezmeyi seven hayatın  içinde olan bir kadın için tekerlekli sandalyede evde yaşamak çok zordu . Bu zorluğu kızına hissettiriyordu ve zaman içerisinde ana kız değilde çatışan iki ev  arkadaşı haline gelmişlerdi.
Yurt dışında doktor açıkça hastalığı ve evrelerini anlatmıştı. Bu sebeple anneside ne kadar zamanı kaldığını iyi  biliyordu .

Şimdiyse annesi sürekli geçmişi ile hesaplaşıyor ve yaşamında yaptığı yada yapamadıkları ile yüzleşiyordu .

Annesinin Babası tanınmış bir zengindi ve doğumda kaybettiği çok sevdiği eşinin ardından tekrar evlenmemiş ve biricik kızının üzerine titremişti ve onu adeta ipeklere sararak büyütmüştü. Onun gözünde kızı hep kücüçük bir melekti.  Ilk kalp krizi geçirdiği zaman ise çok paniklemişti ve kızını daha onsekiz  yaşında iken arkadaşının oğlu ile evlendirmiş ve kızını arkadaşına emanet etmişti. 
Ona kayınpeder değil baba ol lütfen diye de ricada bulunmuştu. Kızının düğünün ardından geçirdiği uçak kazası  ile daha kırklı yaşlarda hayattan hızla akıp gitmişti.
Özel uçak okyanusa düşmüş ne uçak nede cesedi tüm aramalara rağmen bulunamamıştı. Bir mezarı bile yoktu ...

Genç yaşta sahip olduğu servetin farkında olmayan acılı annesi ise işlerin yönetimini kayınpederi ve kocasına bırakmıştı. 
Aile  işleri sebebiyle senenin büyük bir kısmını yurt dışında geçiriyordu .  Kızlarının doğumu ve eğitimi sebebiyle ancak senede bir ay kadar yurda dönüyor onda da vatanlarında kendilerini misafir gibi hissediyorlardı .
Zaman içerisinde babasından kalan malların azaldığını fark eden annesine kocası ve kayınpederi işlerin iyi olduğunu ve yatırımları farklı alanlara aktardıklarını söylüyorlardı. Oysa gerçek kendi şirketleri iflas etmişti ve gelinlerinin mirasını kendi şirketlerine aktararak ayakta kalmaya çalışıyorlardı. Nasıl olsa oğulları tek çocuktu zarar ve kâr ne olursa  olsun ona ait olacaktı. Tek sorun bu sermaye aktarımından gelinlerine bilgi verme gereği duymamaları değildi. Gelinlerine   ait ne varsa kendilerine aitmiş gibi satma hakkını da kendilerinde görüyorlardı. Zamanla sanki herşey kendilerinin gibi hareket etmeye başladılar.
Ta ki eski şirket müdürleri yurt dışına çıktığında gelinlerini bulup tüm gerçeği ona anlatmasıyla olay ortaya çıktı. Emektar müdür bu duruma karşı çıkmış ve bu sebeple işten kovulmuştu.  
" Hanımefendi eşinizden ayrılın . Bu aile sizin felaketiniz olacak. Kendi iflas eden şirketlerini sizin babanızın şirketleri ile kurtarmaya çalışıyorlar . Rakamlar o kadar büyük ki toparlanmazlarsa ki büyük olasılıkla  bunu başaramayacaklar sizde beş parasız kalacaksınız. Babanız sizi bana da emanet etmişti . Bu duruma karşı çıkmam gerekiyordu . Sizin adınıza ve yararınıza karşı çıktım onlarda beni kovdular. 

Şirketinizin başına geçin ve kendi malınızı kendiniz yönetin. Ben ve babanızdan kalan ekip size her konuda destek verir. Kendinizi kurtarın. Bunu söylemek çok zor lakin eşinizin başka bir kadınla ilişkisi var. Herkes sizin servetiniz için onun sizinle evlendiğini söylüyor. Lütfen boşanın, hayatınıza , işinize  sahip çıkın ... Demişti ...

Henüz yirmili yaşlarda bir çocuk annesi  gencecik bir kadın olan annesi ise . Yaşamına yalnız devam etmeye korkmuş ve bu konuşmayı olduğu gibi eşine aktarmıştı.
Oda herseyi inkar etmiş ve olayı kendi babasına anlatmıştı. Baba oğul onu ikna etmek için dil dökmüşlerdi, müdür zimmetine para geçirmiş o sebeple işten çıkartılmıştı . Ayrıca başka kadın da yoktu. Yalan ve iftira idi.

Bir hafta sonra ise onunla konuşmaya gelen müdür trafik kazasında ölmüştü.
Kocası da " cezasını buldu yalancı pislik ... Demişti.
Kocasından hep şüphe etmiş fakat açıkça sormamıştı . Bu ölüm tesadüfmüydü yoksa cinayetmiydi ???
Kafasını hep kurcalamış ve kocasına hatta kayınpederine kuşku ile bakmıştı. Bazı zamanlarda ise kendisinin de öldürülme olasılığının olduğunu düşünmüş ve korkuyla yaşamaya başlamıştı. Lakin kendi başına ayakta durma gücünü kendinde hiçbir zaman bulamamıştı . Babası nasıl oluyor da bu ailenin iç yüzünü öğrenememişti. Resmen minik kuzu kızını aç kurda emanet etmişti ....

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam