reklam
reklam

MUTLULUĞUN TARİFİNİ VERDİLER

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2020, Çarşamba - 10:06   Okunma Sayısı: 9529


1. Evin yoksa yıllardır kıracıysan küçük bir evin yoksa. Uykuların kaçar ay takvim yaprakları ay sonuna yaklaşırken. Cüzdanındaki paraya bakamazsın bilirsin gene denk değildir kazancın ile borçların bu ayda. Yüreğini hüzün bulutları kaplar gene o ev sahibi olacak şımarık aileden varsıl, yokluk nedir bilmeyen kadın, son model telefonu ile seni arar ve kirayı sorar. Sesinde soğuk bir tını ile belki de küçük bir kızgınlıkla kirayı ne vakit yaratacağını sorar. 
Sanki her ay onun sesine merakıymışsınız gibi hiç sektirmeden arar.

2. Doğum kontrolü sizin oralara uğramadığı için ikişer yaş ara ile üç çocuğun vardır. En küçüğü dört yaşında olmasına rağmen düz duvara tırmanacak kadar yaramazdır. Çocukların peşinde kosturmaktan kendine ayıracak zamanın yoktur. Ev işi, kayınvalide, misafir ağırlama ile ailenin tüm sorumluluğu senin zayıf omuzlarında yüktür. Kocanın kazancı eve zar zor yeter ve seni de tutumlu olmamakla suçlar. Sofrada yediğin bir lokma gözüne batar, sen çalışmıyorsun ya onların gözünde, kendini sığıntı gibi hissedersin. Geçen gün komşunun üzerinde gördüğün o çiçekli elbisede gözün kalmıştır, alamazsın sadece gözün kalır, göz bebeklerinde gizli kalır arzuların. 
Bunalırsın sen de evlatların sana yükmüş gibi hissedersin. Bunalıma girersin seni kimse anlamaz.

3. Sabah işe gitmek için üç vasıta değiştirsin. Daha işyerine ulaşmadan yorgunluktan bitersin. Aksi mi aksi bir müdürün veya patronun vardır. Beş dakika geç gelen imza defterine imza atamaz. Dirilirsin karşısına sanki kurumu veya işyerini beş dakika geç gelerek batırmışsın gibi kızar sana. Verdiği üç kuruştur sana hiç paran yetiyor mu diye sormaz. Utanmasa yedi gün çalıştıracak seni. Gergin ve huzursuz bir ortamda hergün kaderine isyan ederek, ayakların geri, geri giderek işe gidersin. Söyle bir emeklilik günlerin gelse ve hemen emekli olsan o küçük sahil kasabasına uçarak gider iş lafını ağzına bile almazsın, ne yazık ki onlarca yıl beklenen gerek.

4. Yaşlı annen baban veya eşinin ailesine bakmak zorunluluğun vardır. Tam ayaklarını uzatıp rahat edeceğin zaman hasta olur yaşlılardan birisi. Ikinci adresin olur o soğuk ilaç kokan hastaneler. Evde hasta bakmaktan, hasteneye kosturmaktan helak olursun. Şikayet etmeye başlarsın. Bir bizi büyütmedi herhalde diğer evlatları da baksın biraz, olmadı huzur evine yollaydım dersin. Tek derdin bu olur günlerce başka bir şey düşünmez hayata küsersin. 

5. Evin vardır, otomobilin vardır, işin vardır, ailen vardır. Huzurun yoktur dışarıda akan hayata bakar bir şeyler kaçırdığını düşünürsün. Sahip olduğun hiçbirşey gözünde olmaz mutsuz olur, çevreni de mutsuz edersin. Akıp gidersin alemlere kime ne dersin. Fakat gene de mutluluğu bulamazsın.

6. Birgün bir sancı ile uyanırsın, hastaneye gidersin. Uzun tahliler tetkikler sonucunda hekim zor bir şekilde sana acı dolu gözlerle "üzgünüm kanser hastasısın ve bir yıl ömrün kaldı" der.  
Işte o vakit 1'den, 5'e kadar ne varsa hayatında neden şikayet ettiysen pişman olursun. O şikayet ettiklerini arar, özlersin ve kaybedeceğin ne varsa yüreğini yakar. Sen, sen olmaktan vaz geçersin o zaman.

Hayat kısa ve ne zaman kimin önce gideceği belli değil. Sahip olduğumuz ne varsa bize emanet edilmiş. Sağlık ise beden ve ruh sağlığı olarak bir bütün. Sağlık gidince sende gidiyorsun. 

Mutluluğun tarifi sadece sağlık...

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam