reklam
reklam

Seni Kim Kandırdı

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 1 Haziran 2020, Pazartesi - 03:21   Okunma Sayısı: 9362

Dünden beri gözü cep telefonunun ekranında gözükecek numaraya bakıyordu. Her gün en az üç kez çalan telefon zili bu gün hiç çalmamıştı. Onu o kadar çok merak etmesine rağmen gururundan kendisi de arayamıyordu.
Yüreğine onlarca kilo ağırlığında yük konulmuş gibi ağırlaşmıştı. Gözlerine yağmur bulutları hücum etmiş, beyninde şimşekler çakmaya başlamıştı.
En yakın arkadaşı "Cahit çok çapkın bir adamdır" demişti. En yüksek perdeden bu cümle kulaklarında defalarca yankılandı. Galiba arkadaşı doğruyu söylemişti. Aksi olsaydı eğer çoktan araması gerekiyordu. 

Tanışalı henüz bir hafta olmuştu ve onları arkadaşı tanıştırmıştı. Bir kez buluşmuşlardı sadece. Bir saat kadar çay bahçesinde oturup sohbet etmişlerdi. O sürede en çok Beril konuşmuştu, Cahit biraz suskun veya gergin gibiydi. Beril onu arkadaşının yanında bir kaç kez görmüş ve çok beğenmişti. Kız arkadaşının eski iş çevresinden tanıdığıydı. Fiziki görünümü Beril'in tam hayal ettiği gibiydi. Kibardı Cahit hemde oldukça kibardı. Kahve fincanını tutuşundan, peçete ile dudaklarını nazik bir şekilde silmesinden çok etkilenmişti. Fakat içinde bir huzursuzluk vardı. Sanki Cahit'te tuhaf bir durum vardı, adlandıramadığı içini hem huzurla hemde huzursuzlukla kaplayan tuhaf bir histi bu.

Telefonun ekranına ve son arama kayıdına tekrar baktı. Cahit'in numarası  arayanlar içinde yoktu. Bir kaç kez ekranın üzerinde dolaşan parmakları ürkekleşti. Arayıp aramama konusunda tereddüt etti. Sonra ani bir cesaretle rehberden Cahit 'in adını bulup aradı. İkinci çalışta telefon açıldı. Yüreği deli gibi çarpıyordu. Telefonu açan sesin kimin sesi olduğunu anlayamadı ve sanki dili tutuldu. Heyacanını yenince "Cahit'i aramıştım" diyebildi.  Kibar bir kadın sesi vardı kulaklarında.
"Cahit banyoda sonra ararmısın" dedi telefonu açan ses. Beril şaşkın ve titreyen ses tonu İle dudaklarından fısıltı İle birşeyler söylemeye çalıştı fakat  bir kelime bile konuşamadı. Telefon kapandığında ise yüreğindeki ağırlıklar sanki yüz kg. olmuş gibi ağırlaşmıştı. Gözlerinden akan yaşlar yanaklarından boynuna doğru süzüldükçe tuzlu bir ince yol yapıyor ve boynunu tuz yakıyordu.

Demek ki Cahit gerçekten çapkındı ve o sebeple aramamıştı. Kimbilir nerede ve kimin yanında banyo yapıyordu.  Telefon rehberinden Cahit'in ismini sildi ve aramayı engelledi, anlayacağını anlamıştı. Bundan sonra Cahit arasa bile konuşmayacaktı.

O gece sabaha kadar uyuyamadı ve sabah kendisini Cahit İle tanıştıran arkadaşını aradı ve laf arasında Cahit'i sordu. Arkadaşı o günden sonra onu görmediğini söyledi. Şimdi daha da emin oldu ve kendince Cahit defterini kapattı.

Aradan bir hafta geçmişti. Kapısı çaldı ve kocaman bir buket sarı gül buketi İle genç bir çiçekçi kapıda duruyordu. Çiçekleri aldı ve  küçük zarfın içindeki inçi gibi yazıları okudu.
"Bir haftadır sana ulaşamıyorum, arayamadığım için üzgünüm. Keza şehir dışındayım İzmirdeyim ve telefonumu kaybettim. Numaranı ezberlemediğim için bana kızma lütfen. Adresi Müge'den aldım ve sürpriz yapmak istedim. Yalnız yaşayan babam merdivenlerden düşmüş ve ayağını kırmış. Bir bakıcı kadın buldum fakat banyo gibi temizlik işlerini kendim yaptırmak zorundayım. Bu sebeple bir süre burada kalmak zorundayım.   Yüz yüze görüşemesek bile telefonla konuşalım. Ara lütfen. Sevgiler, Cahit"

Beril şaşkına dönmüştü. Düşüncelerinden utandı. Hemen kendilerini tanıştıran arkadaşını aradı fakat telefon kapalıydı. Arkadaşının annesini aradı. Göz yaşları İle telefonu açan kadın, kesik kesik konuşuyordu. Kızı kaza geçirmişti ve dünden beri yoğun bakımdaydı. Mektubun üzerindeki tarihe baktı iki gün öncesinin tarihiydi. 

Beril her gün arkadaşının kaldığı hastaneye gitti. Arkadaşı kendine gelemedi ve bir hafta içinde yaşamını kaybetti. Cahit'i tanıyan hiç kimseyi bilmediği için  kimden telefonunu alacağını bilemedi. Arkadaşının annesi kızının vefatından sonra yalnız kalamadığı için kız kardeşinin evine gitti. Beril artık Cahit'ten ümidini kesmişti, ne soyadını ne de telefonunu biliyordu ve ona Ulaşmasına imkan yoktu.  Çiçekçiye kendisine gönderilen çiçeğin sahibinin telefonunu sordu. Çiçekçi telefon numarasını kayıt etmemişti. İki gün gecikme sebebi sarı gül bulamamıştı. 

Cahit ise ortak arkadaşlarının vefat ettiğini duydu ve Beril kendisine haber vermedi  ve babasının hastalığında bir kez bile geçmiş olsun diye aramadı diye kızdı. Beril'in telefonunu sildi ve aramasını engelledi. 

İyi başlayan bir arkadaşlık yanlış anlaşılmalar sonucunda bitti. İki tarafta kendi kendine karşı tarafı suçladı. Eylül mevsimi gelmişti tıpkı sarı güller gibi gökyüzü de sararmış, umutlar hazan mevsimi olmuştu.  Vazoda sarı güller kurudu ve soldu. İki ayrı kentte birbirlerini görmeyen yaşamaya devam ettiler.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam