reklam
reklam

O SENİN EŞİN DEĞİL ONU DÖVEMEZSİN

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 14 Şubat 2020, Cuma - 11:52   Okunma Sayısı: 16476

Yer İstanbul Sur içi Fatih, kentin en eski semtlerinden birisidir Fatih. Eskiden varsıl ailelerin yaşadığı güzide bir semt idi. Yakın zamanda ise artık yabancıların    yaşadığı, nerede ise sokaklarında Türkçe dışında her lisanın konuşulduğu bir semt oldu. Binalar bakımsız, sokakları iki otomobil zor geçecek kadar dar, iyi bilinmiyorsa eğer gezmeye gelen bir insanın çok kolay yönünü kaybedeceği bir semt. Çünkü  sokakları öyle yeni semtlerdeki gibi cetvelle çizilmiş gibi değil, bazen sokak öyle bir şekilde ki tam daire çizip aynı yere gelme olasılığı olduğu gibi istenilen yönün tam tersine gitme olasılığı da var.

Binaların dış cephelerinin boyaları, sıvaları dökülmüş, bakımsızlık ve yoksulluk akıyor her bir köşesinden. Nüfusun eskiden kalanların büyük çoğunluğu yaşlılar. Gençler buraları terk edeli epey olmuş. Onlarda haklı keza evler buralarda oldukça dar ve kullanışsız birde ciddi şekilde otopark sorunu var. Çok eskiden kalan eski İstanbul evlerinden sayılı sayıda var, eski evlerin yıkılıp yerine  apartman yapılalı neredeyse yarım asırdan fazla olmuş. Biz ülke olarak eskiyi korumayı pek bilmeyiz bu sebeple eski bizde antika değeri taşımaz. Yıkar, yok eder eskinin güzel binalarının yerine ucube beton yığınlarını dikmeyi çok severiz.

Böyle bir ucube apartman katında misafirim sene doksanlar, ev ana cadde üzeri, gece yarısına doğru sokaktan bir gürültü geldi. Bulunduğum kat dükkan üstü ikinci kat. Binaların tavanları çok yüksek olmadığı için ikinci kat bile yüksek sayılmıyor. O vakitler binalar en fazla beş katlı idi ve bende beşinci katta yaşıyordum. İkinci kat bu sebeple bana alçak geliyor.

Neyse ev sahibi İle birlikte küçük balkona çıktık. Bir otomobil kapının önünde durmuş içeriden genç bir çift inmiş, delikanlı kızın saçlarından yakalamış çekiyor ve yüzüne tokat atıyor. Yanlarında bir kadın var o da genç adama bağırıyor.

"O senin eşin değil onu dövemezsin! Sen kızımla sadece nişanlısın!"

Genç adamın müstakbel kayınvalideyi duyduğu yada dinlediği yok, kıza vurmaya devam ediyor. Kız ise çığlıklar atıp  ağlıyor. Pencereden bakan insanlar genç adamın nişanlısını dövdüğünü anlayınca başlarını geri çekip evlerindeki normal hayatlarına devam ediyorlar. O kadar çok şaşkınım ki. Balkondan aşağıya sarkıyorum ve,

"Sen nişanlını dövemezsin! Kızım bu adamla sakın evlenme!"
diye sesleniyorum. Bu sırada kızın annesi başını yukarıya kaldırıyor ve bana cevap veriyor.

"Onlar nişanlı sana ne oluyor?"

Misafir olduğum evin sahibi beni kolumdan çekip salona alıyor. Ona göre de bana ne El alemin aile kavgasından.  Millet nişanlısı İle kavga edip ayrılsa ne olacak, ayrılmasa ne olacak!
Bir anne kızını nişanlısının dövmesini yadırgıyor fakat eşi olunca dövmesini beyin olarak kabul ediyor, bu nasıl bir hastalıklı aciz zihniyet. Başında bir erkek olsun ve yaşı geçmeden evlensin diye düşünen anneler çoğunlukta. Kızımın başını bağladım diye kendi kendini kandırırken, kızının başına çorap ördüğünün farkında bile değil.

Kendi kendime düşünüyorum kadınların zihniyeti ve şiddeti kabul etme şekli ne kadar tuhaf. Demek ki kadınları eşleri dövebilir fakat  nişanlıları dövemez, dövmek için evlenmek gerek. Evlenince dayak çok normalleşiyor! Üstelik burası İstanbul'un en merkezi, en eski semti. Birde kenar mahallelerinde kim bilir neler yaşanıyordur?

Aradan uzun yıllar geçti hâlâ şiddete uğrayan ve şiddeti kabul eden kadınlar var. Kızlar okuyup meslek sahibi olup, kendi ayaklarının üzerinde durmadıkça eşe, babaya, abiye maddi bağımlılık sürdükçe şiddete boyun eğme oranı da artacaktır.

Bugün bir tokat atan, yarın yumruk atar daha sonrada cinayet işler. Bu sebeple şiddetin her türlüsüne karşı çıkmak gerek. Kimse kimseye gül dalı İle bile vuramaz, buna hakkı yok. Kızlarınızı bu konuda eğitin ve kimsenin onlara şiddet uygulayamayacağını iyice öğretin. Aksi takdirde kızınızın ardından çok ağlarsınız. Bu arada erkek çocuk anneleri de oğullarının şiddet uygulamasını güç gösterisi kabul etmeyi bıraksınlar.

Bu devirde kadına şiddet uygulayan bu zihniyet ancak çağ dışı geri kalmış ülkelerde olur. Biz beş asır dünyaya hükmetmiş bir imparatorluktan sonra bir asırdır kadının erkeklerle eşit haklara sahip olduğu Cumhuriyet İle yönetiliyoruz.

Unutmayalım ve unutanlara da hatırlatalım. Kadın erkek eşittir.

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam