reklam
reklam

Kitty Genovese Sendromu ve Kadir Şeker

Köşe Yazarı: EMİNE KALYON AVCI   Eklenme Tarihi: 12 Şubat 2020, Çarşamba - 10:44   Okunma Sayısı: 91063

Kitty Genovese, Newyok şehrinde yaşayan sıradan bir vatandaştır. Öyle bir gün gelir ki onun bu sıradanlığı acı bir olayla son bulur ve yaşadığı bu trajik olay bir davranış biçimi ve psikolojik bir terim olarak yerini alır. Kadının yaşadığı talihsiz olayın tanımıdır Kitty Genovese Sendromu ve toplumun etrafımızdaki olaylara nasıl duyarsız kaldığımızın acı ve gerçek bir ifadesidir ne yazık ki. Kısaca şimdi bu olayı hatırlayalım.
1964 yılında Newyok şehrinde akşam üstü Kitty Genovese isimli bir kadın çok da ıssız olmayan bir caddede cinayete kurban gider. Bu olayda ilginç olan şudur: Kadına saldıran şahıs dakikalarca kadına tecavüz etmeye çalışır, başaramayınca darp eder öldürmeye çalışır. Kadını yaralı halde bırakır. Bir süre sonra tekrar gelir ve kadını öldürür. Oysa bu bir saat boyunca zavallı kadın çığlıklar atarak yardım istemiştir. Polis olay yerine gelir ancak resmi ihbar olaydan tam bir saat sonra yapıldığından geç gelmiştir, çevreyi inceler. Kadının öldürüldüğü bölgede olayı kimsenin duymaması imkansızdır. Etrafında yakın konumda sayılacak ve çığlıklarını duyacak komşuları vardır.
Polis çevre evlerin konumunu incelediğinde şu görünümle karşılaşmıştır: Yaşanan bu olayı 37 mahalle sakini görmüştür hatta bir kısmı olayı sonuna kadar pencereden izlemiştir ancak hiç biri ne olaya müdahale etmiş ne de polis çağırmıştır. İşte burada hemen bir soru takılıyor kafamıza neden? Bu kadar yakınken ve çığlıkları duyarken neden insan yardım etmez?
Bu olay yaşandıktan sonra bir polis şefi gazeteci arkadaşı ile konuşurken durumu anlatır. Gazeteci bu olayla çok ilgilenir ve bunu haber yapar. Haber sonrası Amerika'da büyük infial olur. Ve olay psikologlar, psikiyatrisler, sosyologlar tarafından incelenmeye başladığında şu durum ortaya çıkar:
Olaya tanık kişilerin hepsi bir başkası mutlaka polise haber verir veya müdahale eder diye duyarsız kalmıştır. Kadın da bu nedenle kalabalığın ortasında öldürülmüştür.
O yıllarda büyük yankı uyandıran ve derin üzüntü yaratan  bu olay karşısında duyarsız kalan komşuların sosyal davranışına katledilen kadının adı ile Kitty Genovese sendromu adı verilir. Kitty Genovese Sendromu, yaşananlara duyarsız kalmakla beraber, nasıl olsa birisi çözer, birisi yardımcı olur, biri mutlaka görmüştür diyerek görüp duyduğumuz olayları bir başkasına yükleme,  başkalarından bekleme ve sosyal kaytarmadır. Böyle yaptığımızda ne mi olur? Etkisiz güçsüz, zayıf hatta sıfır tepkiye neden olur. Toplumsal refleks azalır ve zorba istediğini yapar. Sokakta köşeye kıstırılan kadın ölür, kavga sesleri gelen evde anne darp edilir yada daha kötüsü cinnet getiren baba çocuğunu öldürür....Hepimizin şahit olabildiği yada duyduğumuz ve belki de umursamadığımız bir sürü olay sayabilirim ama sizler de biliyorsunuz zaten çok bilindik bir duygu değil mi bu? Yaşanan kötü olaylara duyarsız kalmak ve başkalarına yüklemek...
Yukarıda size 1964'de olan acı gerçekten bahsettim ama ne yazık ki kaçıncı yüzyıldayız hala durum aynı gibi geliyor bana belki daha da duyarsızlaştık. Şimdi kısaca kendi yaşadığım bir iki olayı da size anlatmak istiyorum. İsviçre'den misafirlerim vardı, sevdiğim Elvide'm ve Fatma arkadaşım İstanbul'a gelmişler beni görmek istiyorlardı. Bu habere çok sevindim ve  bir kaç saat birlikte zaman geçirmek için Üsküdar'da buluştuk. Yılların verdiği özlemle hoş sohbetler edip güzel vakit geçirdik derken ayrılma vakti geldi ve onları metroya bindirerek karşıya geçmelerini sağladım. Ben de evime dönmek için durağa yöneldiğim sırada metro civarlarında yol kenarında genç bir çiftin hararetli bir şekilde tartıştığını gördüm bir kaç adım atıp sonra o anda neler beynimden geçti onların yanına nasıl geri döndüm bilmiyorum ama kendimi  ''kızı rahat bırak o bir bayan ne kavga ediyorsunuz?'' derken buldum. O an oraya nasıl döndüm, ne duygu ile yaptım hatırlamıyorum ama gözlerim, öfkem ve kızgınlığım nasıldı bilmiyorum ama çocuk çok korkmuş ve ''O benimle kavga ediyor abla'' diye  kendini savunmaya çalışıyordu. Yaşadığım sıkıntılardan dolayı bir kadının böyle bir olaya maruz kalmasına çok fazla dayanamayıp oraya geri dönüş ve onu kendimce savunmuştum.
Yine bir gün sabah Beylerbeyindeki durakta araç bekliyordum. Durakta orta yaşlı bir amca oturuyordu, bir süre sonra yana doğru uyur gibi sendelemeye başladı ilk başlarda ne olduğunu anlamasam da Ramazan ayı olduğu için oruçludur gece de kalktığı için uykusuz olabilir diye düşünürken adamcağız oturduğu yerden kafa üstü yere yığıldı bilinci o anlık gitmişti. Bir anda ne yapacağı şaşırdım etraftan yardım istedim durağa gelen bir kaç kişi uzaktan bakıyordu sadece, yoldan geçen araçlar ne özel ne de taksiler durmuyordu bile sonra bağırmalarıma ve ısrarlarıma iki beyefendi benimle birlikte amcayla ilgilendiler biraz kendine gelir gibi olunca duraktaki banka yine oturttuk ve ben hemen bir su aldım geldim belki sara nöbetidir diye.... Amcayı banka oturtuktan bir süre sonra tekrar yan tarafa doğru yine yıkılmaya başlayınca ben feryat ettim tekrar ''demin de böyle düştü tekrar düşecek'' diye o iki beyefendiyi yanımdan bırakmıyordum. 112 acil ambulansı aradık ama maalesef hemen gelmiyorlar o süre bana sanki onu kayıp edecekmişim gibi geldiği için ve de  sanki benim babammış gibi bir yandan ağlıyor bir yandan da o beylere ''amcayı hastaneye acile yetiştirelim'' diyordum. O arada beylerden biri işe yetişmek için haklı olarak yanımızdan ayrıldı, diğer bey ise bu teklifimi ne acıdır ki aynen şöyle cevapladı.
Ben böyle bir yardımda bulundum bir kez ve adamı hastaneye yetiştirdim ama adam öldü ve kendimi aklamak için uğraştım şimdide aynı şeyleri yaşamak istemem dedi.... Yine de aklım almıyordu yardım için birini hastaneye götürüyorsunuz ve ilk suçlanan siz oluyorsunuz işte bu tür tutumlardan dolayı belki de yollarda kaza geçiren bir çok insan o bakıp seyirci kalanların ve de bu sebeple uzak duranlar yüzünden yaşamlarını yitiriyor.  Amcaya mı ne oldu derseniz, biraz su verdikten sonra cebinden telini isteyip en yakını kim onu arayalım dediğimde eşinin telini söyledi ona durumu uygun dille anlattık, o esnada ambulans geldi ve amcayı ambulansa sağlıkçılara teslim ettik eşine de hangi hastaneye gittiğinin bilgisini vererek vedalaştım. O esna da gözlerime öyle derin baktı ki hiç unutamam ''teşekkür ederim evladım'' der gibiydi....  1964 ten bu yana ne değişti anlattığım gibi hepimizin yaşadığı bir kaç destekten başka. Toplum olarak tutumumuzu değiştirmeliyiz. O ilgilenir, o duymuştur, o yapar demekten vazgeçelim artık ve etrafımızda olan olaylara karşı tepkimizi toplum olarak değiştirelim ve duyarlı olalım.
Bu arada son günlerde gündemimize yer eden Kadir Şeker olayında da gencimiz bana göre çok duyarlı bir davranış sergilemiş ve o bayanı korumaya çalışmıştır ama ne yazık ki talihsiz sonuç ile kendisi bu sefer suçlu durumuna düşmüştür. Olayın gerçek boyutunu, sona varış nedenini ve Kadir Şeker'in suçsuzluğu hakkındaki kararı elbette yüce adalet verecektir ama burada gencecik bir evladımızın başına gele bu kötü durum yine bizim için Kitty Genovese Sendromu gibi Kadir Şeker sendromu olmasın. Kadir Şeker, cezalandırıldığında insanlar bu seferde yardım edersem ve bu gibi bir durum olursa benim de başım yanar diyecekler ... Bir toplumun içinde yaşayan ve birbirlerimizle dolaylı yada dolaysız etkileşimi olan toplumsal varlık olarak insanoğlu etrafındaki herkese ve her olaya karşı sorumludur. Sorumlu olduğumuz olaylardan nasıl kaytarma yapamazsak toplumsal olaylara karşı da sosyal kaytarma yapmamalıyız. Etrafımızda olup bitene ses çıkarmadığımız da ve duyarsız kalındığında bu bir gün hepimizin başınıza gelebilir. Gelmeyecek olsa dahi başına gelenlere karşı duyarlı olmalıyız. Artık kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, aile faciaları ve bir sürü olaya zamanla duyarlı olduğumuzda azalacak ve bu etkimiz domino etkisi gibi büyüyecek ve bu tür olaylara  karşı toplum bilincimiz oluşacaktır diye umut ediyorum. Lütfen sessiz kalmayalım, duyarlı olalım..!
Emine Kalyon Avcı

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam