reklam
reklam

MERHAMET OLMUŞ DEMANS (I)

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 22 Ocak 2020, Çarşamba - 10:12   Okunma Sayısı: 10760

Hazan mevsimi Kasım ayında baharda yeşeren ağaç yapraklarını sarartmış ve sert esen rüzgarlarda dallarından koparmış her yer sarı halı gibi. Her adımda yerlerde farklı şekillere girmiş ağaç yapraklarını görüyorum, renklerdeki ahenk aklımı başımdan alacak kadar güzel. Ayaklarımın altında ezilen kuru yaprak sesleri ise kulağıma müzik gibi geliyor. Seviyorum renk cümbüşünü ve sonbaharı.
Başımı kaldırıp ağaçların dallarını süslemeye inatla devam eden kırmızı yapraklara bakıyorum, içimden yaşam mücadelelerine saygı duyuyor ve onlara gülümseyerek bakıyorum.

Hazan mevsimi bana nedensiz  tatlı bir hüzün verir. Tabiatın kışa geçiş hazırlığını sanki insanların yaşamındaki kışa geçişe benzetirim. Insan yaşlanır ve bir sona doğru gider bunu vücudu bilir lakin beyni kabul etmez.  Ardına baktığında hızla akan  ve yapılması gerekenlerin yapılamadığı yıllara bakarken yüreği burkulur. Ne zaman bu kadar zaman geçti diye hayıflanır. Ya olmayacak hâyâllerin peşinde koşmuş, ya yaşamı ertelemiş ya da hiçbirşeyin farkında olmadan seyircisi olduğu hayat akıp gitmiştir.

Günlerden Çarşamba haftanın ortası, saatlerden öğle üzeri yer kentin mütena semtlerinden birisi. Yürüyüşe çıkmak ve ufak tefek alış veriş yapmak için evden çıktım. Bahçelerdeki renk cümbüşlerinin güzelliklerini doyasıya izlemek amacıyla pür dikkat etrafımı izleyerek yürüyorum. Birkaç site ileride uzun dalgalı saçları griden beyaza dönmüş altmış yaş civarı, taba rengi süet mont ve taba rengi pantolon giymiş bir adam sitenin bahçe çitine bir elini koymuş öylece anlamsız bir yüz ifadesi ile dikiliyor. Karşıdan geliyorum ve kaldırım yürüyüş yoluna göre oldukça geniş nerede ise dört kişi yanyana yürüyecek kadar. Yanından geçerken bakıyorum adam sanki bu dünyada değil gibi. Kılığı kıyafeti ile oldukça şık sanki bu gün giyinmiş gibi üzerindekiler yeni ve temiz. Ayakkabıları ise gene taba renginde ve işçiliği oldukça iyi gözüküyor. Ayakkabı severim ve temiz güzel ayakkabı kıyafeti tamamlayan en büyük unsur.

Adam beni görmedi bile, yanından geçtim ve gittim. Sanırım bir derdi var diye düşündüm. Bu dünyada dertsiz insan mı vardı. Yarım saatlik yürüyüş zamanına onbeş dakikalık market turunu da ekledim ve elimde küçük poşetlerle eve doğru yola çıktım. Yeğenime çikolatalı minik keklerden yapmaya karar vermiştim.
Dönüş yolunda ; Bahçe çitlerinin yanında aynı adam, aynı şekilde dikiliyordu. Şaşkınlıkla baktım bu nasıl olurdu, kesinlikle bir sorun olması gerekiyordu. Yanından geçerken yüzüne baktım aynı maske gibi ifadesiz duruş ve eli gene aynı şekilde çiti tutmuş duruyordu.  Şaşkınlıkla ne yapacağıma karar veremedim ve ona bir şey söylemek içinse çekindim. Ya sorunlu bir kişiyse başka türlü tepki verirse diye düşündüm. Bizim siteye geldiğimde ise güvenlik kapıda bekliyordu. Ona kısaca durumu anlattım.  Beraber adamın yanına gittik.
"Merhaba , uzun süredir buradasınız , sorun mu var ?
" bilmiyorum .
"Ismimiz ne ? Burada mı yaşıyorsunuz ?
 "Bilmiyorum.

O anda bunun geçici bir hafıza kaybı olabileceği aklıma geldi. Daha önce de bazı yakınlarımda benzer durum ile karşılaşmıştım. Kapıdan çıkıp sokağa gidince evini  ve kim olduğunu anımsamakta sorun yaşıyorlardı. Fakat bu adam o kadar yaşlı değildi,  kim bilir yaşamında ne yaşamıştı da duyguları ve aklı karışmıştı. En büyük korkumun bir gün anılarımı ve kim olduğumu unutmak olduğunu anımsadım ve yüreğime bir hançer saplandı. Insanın kim olduğunu unutması ne kadar korkunç bir şeydi. Dünya bomboş ve anlamsız olurdu.

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam