reklam
reklam

OSMANBEY'de KESTANECİ OLMAK

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 14 Ocak 2020, Salı - 10:17   Okunma Sayısı: 33361

Yer Osmanbey, yaşlı bir kestaneci cadde kenarında kebap yaptığı mis gibi kokan kestaneleri satışa sunmuş. Başında eski bir örme bere, üzerinde  kışa uygun olmayan eski giysiler.  Rengi solmuş eski kazağın üstüne  yazlık kumaşdan önü zor kapanan eski bir  ceket giymiş. Ayakkabıları da yazlık gibi ince kösele tabanları, Asfaltın soğuğunu ayakları çeker, kıyafetleri de onu ısıtmaz. Tek şansı önünde kestane pişirdiği tezgahı, onun sıcaklığında ısınmaya çalışıyor.

Yoldan geçenleri önce uzaktan kırmızı kestane arabası, yaklaştıkça pişmiş kestane kokusu, daha da yaklaşınca ortadan çatlamış inci beyazı tombul kestaneler cezbediyor. Almasalar bile kestanelere bakıp geçiyorlar. Gramla satıyor satıcı mallarını anlıyorum ki bu kestaneler çok değerli. Alanlar küçük kesekağıdını sımsıkı tutuyor avuçlarında. Sahip oldukları değerin farkındalar.

Satıcının ön dişlerinden bazıları eksik, her müşteriye sıcak bir sevgiyle gülümsüyor ve aldığı parayı beline astığı çantaya, nasırlı parmakları ile ustaca  hemen yerleştiriyor. Elinde maşa kestaneleri çevirmekle meşgul. Kar atıştırmaya başladı caddede, kestaneci havaya ve kelebek gibi uçan karlara memnuniyetle bakıyor. Biliyor ki hava ne kadar çok soğuk olursa satışlar da o kadar iyi olur.

Kimbilir kazancı ile ne alacak ve akşam evine giderken yorgun adımlarla, yılların yükünü taşımış yaşlı kollarıyla o kırmızı kestane arabasını iterken ne düşünecek?
İçeriden izlemekten sıkılıp yanına gidiyorum. Beni tanıyor ya hemen içtenlikle gülüyor gene. İçim acıyor ben gülmeyi unutmuşken sıcak evimde o sokaklarda ekmeğini kazanmanın zorluğunda bile gülüyor.
Nasılsın diyorum, elimdeki sıcak çay dolu kupayı uzatırken, cevabı hep aynı. "İyiyim Allah'a şükür. Zahmet oluyor sana, beni mahçup ediyorsun"

Mutlu olmanın zorlaştığı ya da kendimi mutsuz olmaya şartlandırdığım son zamanlarda uzun zamandır içten gülmediğimi hatırlıyorum. Hayatım kestanecinin hayatından daha mı zor ve meşakkatli? Elbette ki değil. Sadece yukarıda göklerde uçan kuşları izlemekten, yerde çalışan karıncaları unuttuğumu fark ediyorum. Sessizce sıcak evime dönüyorum ve hayatıma bıraktığım yerden devam ediyorum.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam