reklam
reklam

YOLDAN GELEN ADAM

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 19 Ekim 2019, Cumartesi - 09:02   Okunma Sayısı: 28906

Emekli olduktan sonra küçük bir kasabaya yerleştik, daha sonra da bir bahçe kiraladık ve sebze yetiştirmeye başladık. Yetiştirdiğimiz sebzeleri kasaba köylü pazarında satarak aile bütçemize katkıda bulunmaya başladık, hem kendi ürettiğimiz organik ürünleri tüketmek hemde ürettiklerimizi paraya çevirmekten büyük keyif aldık.

Bir yaz günü kan kırmızı domatesleri, mor patlıcanları, yeşil kırmızı biberleri sepetlere koyup sabahın erken saatinde Pazara gitmek için yola çıktık bizim hanımla, yolda otomobili bozulan bizim yaşımızda bir adamı aldık, yolda sohbet ettik ve kendisini sanayiye bıraktık, daha sonra adam bizi pazarda buldu ve parasını peşin ödeyip sebzeleri toptan aldı, ilerideki koyda otel ile lokanta işlettiğini ve bizden sürekli
 Sebze alacağını söyledi. Bizde Pazara gitmeden bahçeden satış yapacağımız İçin mutlu olduk, indirim yapıp tüm ürünleri toptan sattık.
Bir iki kez ürünleri tarladan alan adam bir hafta sonu telaşla tarlaya yay geldi ve benim aracımla kendi lokantasına sebzeleri götürmeyi teklif etti, yol parası da ödeyecekti, kabul ettim ve birlikte yola çıktık. Gene aracı arıza yapmıştı bu sebeple canı sıkkın görünüyordu.  

Yolun belli bir noktasına gelince yol kenarında seyyar pilav ayran satan bir satıcı gördü ve benim durmamı istedi. Canı çok acıkmıştı ve yol üstü yerlerde yemek yemeyi seviyordu. Bende yol kenarında durdum tavuklu pilav ile ayran aldı bana da. Ayranı içtikçe ağırlaştı göz kapaklarım ve hafifçe uyumaya başladım. Gecenin bir vakti ıssız bir yerde ağaçların altında kendime geldim, cep telefonum, cüzdanım ve aracım ile birlikte yola çıktığım adam ortada yoktu, başım korkunç şekilde ağrıyordu.
Başıma kötü bir şey geldiğini anladım, sarsak adımlarla uzakta Işık’ları gözüken evlere doğru yürümeye başladım. Bir evin kapısına geldiğim vakit gecenin yarısını çoktan geçmişti, pijamalarıyla bana kapıyı açan yaşlı adam bana su verdi ve beni dinledi. En yakın karakola götürüp beni teslim etti.

Karakoldan evimi aradığımda karım meraktan çıldırmış gibiydi. Nasıl olduğunu soruyordu ısrarla. Arabamı alan sebze sattığım adam beni uyuttuktan sonra geriye dönmüş ve Karıma benim kalp krizi geçindiğimi hastaneye gittiğimi evde ne kadar para varsa yanına alıp gelmesini  söylediğimi benim kimliğimi göstererek söylemiş karıma. Karım o telaşla evde ne kadar para varsa almış yanına ve o adamla hastaneye gidiyorum diye benim arabama binip yola çıkmış. Yolda ev yapımı yoğun bir meyve suyu vermiş karıma, zavallı Kadın uyuyakalmış, uyandığında sabah olmuş ve yolu zor bulmuş. 

Eve döndüğümüzde ikimizde şaşkındık. Yılların birikimi ile alınan otomobilimiz, birikmiş paramız, taksitleri bitmemiş televizyonumuz, benim giysilerim ile kurbandan kalan dedin dondurucuda olan etler yok olmuştu. Dolandırıldığımızı anladık, güvendiğimiz adamın sadece adını biliyorduk, kullandığı cep telefonu ölmüş birinin üzerine alınmış sahte bir hattı. Tarif ettiği yerde o isimde birisini tanıyan yoktu, otel ve lokantalar başkasına aitti.

Yüzümüze gülen, ilk aldığı ürünlerin parasını peşin veren tatlı dilli hoş sohbetli, temiz yüzlü adam bir dolandırıcıydı ve onun kurbanlarından biriydik bizde.
Ne otomobil bulundu nede diğer kayıplarımız. 
O gündür bu gündür artık kimseye güvenmiyoruz. Akıl firarda bir şekilde yaşamıyoruz artık bedelini ağır ödedik, tek tesellimiz canımızın kurtulduğu.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam