CİĞER NASIL KOKAR (I)

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 9 Ekim 2019, Çarşamba - 10:22   Okunma Sayısı: 11095

Komşular telaşla kurban kesimi işiyle uğraşıyorlardı. Erkekler kurban kesim yerine gidip kurbanlarını kestirip paylarını leğenlere doldurup arabalarının bağajlarında evlerine taşıyordu. Züleyha teyze evinin küçük balkonunda tabureye oturmuş insanların telaşlı koşturmalarını izliyordu. Kocası üç yıl önce ebediyete intikal etmişti. Kocası sağ olsaydı kurban kesim işlerinde kurban kesenlere yardımcı olur ev kurban paylarıyla  dolar taşardı. Kurban bayramında o kadar çok et yerlerdi ki sene boyunca yemeseler olurdu. Kalanları kavurma yapar uzun süre tüketirlerdi. Kocasının vefatıyla evde ne kadar çok şey değişmişti, artık eti altın gibi gramla alıyorlardı, gözleri nemlendi ve beyaz başörtüsünün ucuyla gözlerini sildi.

Başının yukarı gökyüzüne kaldırdı ve beyaz bulutlara baktı. Sülalesinde kim varsa kar suyu gibi erimiş ve ebediyete intikal etmişti. Amca, hala, teyze, dayı çocukları ve yakın arkadaşlarının büyük çoğunluğu bu dünyada değildi, yaşayanlar ise artık çok yaşlıydı ve bakıma muhtaçtı. Bu sebeple geleni gideni azdı.

Doğduğu günden beri burada yaşıyordu. Babasından kalan gecekonduyu müteahhite kat karşılığı vermişler bu küçük dar beş katlı apartman yapılmıştı. Girişler dükkan üst katlarda iki oda bir salon sekiz daire vardı. Evler çok küçüktü şimdi onların dairelerinin tamamı kadarını salon yapıyorlardı. Balkon ise iki tabure konulacak kadar dar ve kısaydı. Olsun Züleyha teyze memnundu. Hiç olmazsa kira vermiyorlardı. Elli yaşlarında hiç evlenmemiş kızı ile oturuyordu. Kocasından kalan maaş çok azdı, primi en düşükten ödemiş demişlerdi. Ancak idare ediyorlardı . Kızı el işi yapıyor ve komşuların evlenecek kızlarına  çeyiz işliyordu , o da her zaman olmuyordu.  Gözlerini kapattı buna da şükür, benden beter durumda olanlar var. Hiç olmazsa gelin kapısında itilip, kakılmıyorum .. Babam Nur içinde uyu gecekondun olmasaydı ne yapardım . Diye düşündü .

Züleyha teyzenin komşulara gururla anlattığı bir oğlu vardı. Zengin bir muhitte yaşayan, altında son model arabası olan  ve annesine dargın olan hayırsız oğlu vardı.
Müteahhit kat karşılığı gece konduya o günkü koşullarda dört tane daire vermişti. Züleyha teyzenin oğlu ticaret yapmak için üç daireyi satıp iş kurmuştu. Önceleri iyi giden işi, sonradan bozulmuş ve batmıştı. Züleyha teyze oğluna kırılmıştı, duyduğuna göre işini takip etmiyor ve paraları ziyanlı işlerde harcıyordu.  Daha sonra ise oğlu meyhane açmıştı ve içkili yer işletiyor diye üzülmüştü. Züleyha teyze namazında niyazında bir kadındı ve kocasının içkisinden çok çekmişti. Evin nafakasını içkiye yatırır onları zor durumda bırakırdı, bu sebeple içki ve içkili yer lafını duymak bile istemiyordu. Gençliğinde kocasının içkisinden çok çekmişti.

Oğluna kurban kesersen bana pay getirme ben içkili yerden kazanan para ile alınan kurbanı yemem demişti.  Oğlu kurban kesiyor ve mahallede tanıdıklarına dağıtıyordu. Ne anasına geliyor, ne halini hatırını soruyor ne de sokaktan geçiyordu. Kurban geçtikten sonra tanıdıklar onun getirdiği etleri anlatıyordu.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam