MİRASYEDİ BİR HAYAT

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 18 Haziran 2019, Salı - 11:59   Okunma Sayısı: 15212


Ne güzel bir çocukluk yaşamıştı geniş ailede büyüyen çocuklar. O zamanlar mahallede insanlar birbirini iyi tanır çocuklar üstü açık büyük bir evin içinde veya avlusunda büyür gibi büyümüştü sokaklarda.

Geçen yıl uzun  yıllardan sonra yolum bizim adaya düştü, ara sokaklarında yürüdüm umarsızca. Begonviller duvarları sarmış, sarmaşıkların arasından güller rayihalarını saçmaya başlamıştı. İri beyaz gala çiçekleri İle ağaç olmuş ortancalar yerli yerindeydi. Borazan çiçekleri İle küpe çiçekleri, papatyalar, gelincikler açmıştı Ada'nın bahçelerinde.

Yıllar önce babam kumar masasında kaybetmişti dededen kalan evimizi. Kumar masasında bir evrak imzalamış akabinde tapusunu devir etmiş kumarda kaybettiği baba ocağımızı Kara Bela lakaplı kumarbaza. Babam evden küçük bir bavulla çıkmış ve ben İzmir'e gidiyorum diye gitmişti. Annem ne kadar mutlu olmuştu babamın evden gidişiyle. Babamın evde olması demek belanın evde ve yakınımızda olması demekti. Her akşam şarhoş gelir, evde ne var Ne yoksa fırlatırdı merdivenlerden veya gelir kapıdan para ister giderdi geriye. Annem ne kadar çok korkardı babamdan, yan binada yaşayan halam da korkardı babamdan, eniştem babama hiç karşılaşmaz ve belaya bulaşmak istemezdi. Memurdu eniştem sabah takım elbise İle işe giden, akşam mesai biter bitmez elinde yiyecek paketleri İle evine gelen, halama, çocuklarına düşkün iyi bir aile babasıydı. 

Oysa benim babam çok farklıydı. Sabah işe gitmeyen, akşam eve gelmeyen, gece yarısı eve gelen ve akşam üzeri işe gider gibi meyhane ve kumarhaneye giden bir mirasyediydi. Dedemden kalan Ne kadar ev dükkan varsa tek, tek satmıştı. Dedem sağlığında halamı babama ortak olmasın diye mirasın önemli bir kısmından mahrum etmiş, kız evlada bir ev vermek yeter, elin oğluna kazancımı aile mirasımı yedirmem diye servetinin tapusunu babamın üzerine yapmış. Halama oturduğu evi vermiş sadece.
Oysa iki kardeş mirası eşit paylaşmış olanlardı halam varsıl bir kadın olurdu. Şimdi ise kocasının memur maaşı İle geçinmeye çalışıyor ve kira ödemediği için kendisini şanslı sayıyor, evi verdiği için babasına dua ediyordu. 

Babam halamdan on yaş küçük tekne kazıntısı ve ailenin soyadını sürdürecek olan evladı. Dedem babama on beş yaşlarında yumurta topuklu ayakkabı yaptırmış, eline gümüş tesbih vermiş, cebine tomarla para koymuş. Babamda alışmış rahat hayata ve kimseye hesap vermemek adına kendini ayrıcalıklı saymış.

Ben tek kız çocuğuyum babamın. Annem beni Doğurduktan kısa süre sonra  vefat edince babam ciciannemi babasından, para İle, yüklü bir başlık parası İle  almış. Bir kavgada duydum babamdan anneme bağırıyordu "ben seni kızıma bakıcı, bekçi diye aldım, kızıma bakmayacaksan bu evde işin ne? Babana ödedim ben senin bedelini!"

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam