Yolculuklarımız…

Köşe Yazarı: SONNUR ADA   Eklenme Tarihi: 16 Haziran 2019, Pazar - 01:58   Okunma Sayısı: 27790

Uzun yolculuklarda dinlenme mekanları hepimizi içine alan laboratuvarlar gibi.

Dört yaşlarında bir kız çocuğu bir yaşlarında kardeşiyle birlikte anne ve babasının yanında, anne-babanın yorgunluğundan uzak uyuyan kardeşine bakıp etrafı incelemeye başladı.

 

Ilgaz dağının eteklerinde bir yer. Çay içmek için olağanüstü güzellikte bir durak.

 

Ağaçların altına konulan tahta masa ve sandalyelerde oturuyoruz. Görmeye değer o kadar çok güzellik var ki.

Bu güzellik şimdilik hancı, bizler yolcularıyız. Şimdilik dememin sebebi, birbirimize davrandığımız gibi doğaya davranıyoruz. Anlama, dinleme, sağlıklı iletişim kurma konusunda defalarca ikmale kaldık. 

 

 

Tahta masaya ellerini koymuş, ayaklarıyla ritim tutan kız çocuğuyla aynı anda gördük üstünde olağan üstü renk demeti olan kuşu.

 

Anne, kucağındaki bebeği ile gözleri kapalı dinlendiriyor kendini. Baba elinde telefonuyla cevaplar yazıyor gelen mesajlara. Sanırım araba kullanırken telefonuyla bir arada olma süresinin kayıplarını gidermeye çalışıyor. Önemli olabilir, kime göre neye göre. Öncelik sırası yapan ve yapamayanların kayıp ve kazançları üzerine düşünüyorum.

 

Baba etrafından bir haber.

 

Çocuk, "baba baksana burada ne var!” dedi. Sesi heyecanlı ve paylaşmak istiyor gördüğü güzelliği.

 

Baba kafasını kaldırmadan, “sus, sesiz ol “dedi. Çocuk önce şaşırdı, sonra ayaklarının ritmini bozarak sadece tahta masaya vurmaya başladı. Eminim neden susması gerektiğini anlamadı. Kuşa bakmak için kafasını tekrar kaldırır mı diye merak ettim.

 

O yöne kafasını bir daha çevirmedi, masanın tahta bacaklarından gözünü ayırmadı. Tostu önünde, babanın kafasını bile kaldırmadan yaptığı “tostunu ye” uyarısını duymazdan geldi.

 

Baba kızının ona sunduğu fırsatı fark etmedi, Küçük kızımız içinde bulunduğu ortamın verdiği özel duyguyu babayla paylaşmak istedi.

Başarısızlıkla sonuçlanan istek çocuk tarafından kayda nasıl alınmış olabilir?

 

                                                *

Duymazdan gelmeyi, görmezden gelmeyi öğreniyoruz. Öğrendiğiklerimiz bizi mutlu ya da mutsuz insanlar kümesine taşıyor.

Biz kendimizden memnun, hayatımızdan memnun insanlar olmak istiyoruz…

 

Sadece dinleyerek anlayarak anlaşılma duygusu yaşayarak büyük büyük adımlar atarız yaşam memnuniyetlerimize.

 

Sağlıkla kurulan iletişim köprüleriyle hayat yolculuğumuza devam etmek dileğiyle...

 

 

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam