Ramazan Bayramı

Köşe Yazarı: SELAMİ BALTAOĞLU   Eklenme Tarihi: 11 Haziran 2019, Salı - 11:40   Okunma Sayısı: 7576

Ramazan ve Kurban bayramlarının en önemli özelliği komşu, dost ve akrabaların ziyaret gezileriyle bir araya gelmeleridir.

Bayramlarda hangi gelenekler uygulanmaktadır?

Büyükleri ve akrabalar ziyaret edilir.

Gençler yaşlıların ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar.

El öpen çocuklara para ve hediye verilir.

Ziyarete gelenlere Ramazan Bayramı’nda şeker ikram edilir, Kurban Bayramı’nda hem et hem de şeker ikram edilir.

Ramazan bayramı Ramazanı aynı oruçla geçiren müminler, Şevval aynın ilk üç gününü de bayram olarak kutlamışlardır.

Gerçek müminler, Rablerinin hasretiyle yanar tutuşurlar. Oruç ayı onlar için binlerce senelik mesafeyi bir ayda hatta bir Kadir gecesinde katedecek ve sevgiliye kavuşturacak bir vasıtadır. Vuslata erdikleri an ise, davullar dövdürülüp bayram edilecek andır.

Ramazan orucu hicrî birinci yılda farz kılınmıştı. Ramazanı aynı oruçla geçiren müminler, Şevval aynın ilk üç gününü de bayram olarak kutlamışlardır. Bu bayrama Ramazan bayramı veya bayramdan önce fitre (fıtır sadakası) verildiği için, fıtır bayramı denilmiştir. Türkiye’de Ramazan bayramında şeker, lokum ve tatlı ikramı şeklinde öteden beri var olan gelenekten dolayı, bu bayrama bazı çevrelerde şeker bayramı da denilir. Fakat kavramlarmızı asıl şekliyle muhafaza etmek için Ramazan bayramı denilmesi, şüphesiz daha uygundur.

Müminlere iki bayram hediye edilmesiyle, İslâm toplumunda eski dönemlerden kalan bir iz daha silinmiştir. Medine’ye hicret ettikten sonra, halkın İran’dan alınmış Nevruz ve Mihrican bayramlarını kutladıklarını gören Hz. Peygamber A.S., “Allah sizin için o iki günü, daha hayrlı iki günle; Kurban ve Ramazan bayramlarıyla değiştirdi.” (Müsned, Ebu Davud) buyurmuştur. Böylece İslâm öncesi iki bayramı kaldırarak, müslümanların bayramlarının, Ramazan ve Kurban bayramları olduğunu bildirmiştir

Kurban bayramı  Kurban Bayramı; Toplamı bir milyara yaklaşan müslümanların en büyük bayramı,-arapça deyimi ile “İd-i Adhâ”; Arabî ayların sonuncusu olan Zi’l-hicca’nın onunda, gün doğuşundan sonra başlayan ve dört gün süren kısa bir sevinç, neş’e ve Tanrıya şükran dönemidir. Biz Müslüman-Türklerin Kurban Bayramı dediğimiz ve -mali gücümüzle orantılı olarak koyundan ineğe kadar çeşitli hayvanları- dini bir vecibeyi yerine getirmek amacı ile Allah rızası için keserek etlerini yoksullara, ya da yakınlarımıza dağıttığımız, kendi aile fertlerimize de pây ayırdığımız bu günler: kutlu oldukları ölçüde, Hacc farizasının edâsı hususunda belli zaman ve ibâdetlerin süresini de sembolize eder. Ve İslâm inancına göre: Hazret-i İbrahim’in, Tanrı uğruna kurban eylemeği kararlaştırdığı oğlunun şahsında, bütün gelecek çağların imanlı gençliğinin de aynı sonuca uğramaları mümkün iken, bağışlanmak suretiyle Cenab-ı Hakk’a, insanlığın şükran ve minnet duygularının arzı vesilesini de kapsar. Aynı zamanda bu bayram, Ramazan Bayramında da olduğu gibi, sosyal ve ekonomik yardımlaşma bakımından da: müslümanlar arası bir dayanışma, bir yakınlaşma, bir halden anlama süresi anlamına da gelmektedir. Dini telkinlere uyularak Kurban Bayramında da: müslümanların birbirine yardım eylemeleri, karşılıklı ziyaretlerde bulunmaları, hastaları arayıp sormaları, gurbette olanlara şefkat ve yakınlık göstermeleri, darda kalmışları kurtarmaları, dargınları barıştırmaları, yerine getirilmek gereken, ödevlerdendir.Bizlerde Ramazan Bayramını en güzel şekilde idrak ederek yardımlaşmayı ve kaynaşmayı gerçek anlamda paylaşmak ve güzel bir Bayram geçirmenizi diler, nice Bayramlara kavuşmanız dileği ile Ailenizle ve sevdiklerinizle birlikte Hayırlı bayramlar geçirmenizi diliyorum.

 

 

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam