SEN HANGİ ÇİÇEKSİN 

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 15 Mayıs 2019, Çarşamba - 10:05   Okunma Sayısı: 21802

Her insanın bir rengi vardır diğerine yansıyan. İnsan sevdiklerinin rengini kendi  sevdiği renk olarak algılar. Yeşili seven insan sonsuz kırlarda açan kır çiçeklerinin rengine benzetir sevdiğini, Belkide bu sebeple seven sevdiğinden sadece kır çiçekleri ister çiçek olarak. Doğanın cömert bir sunumudur kır çiçekleri evrene ve insanlara. Her bahar kırlar binbir renkli çiçeklerle bezenirken insanın ruhu da  çiçeklerin arasında kırlarda dolaşmak ister, yenilenir duygular, daha bir sevgiye yakın olur yürekler.

Her bahar mevsiminde kuru dallar yeşil yapraklarla bezenir, o yaprakların arasından rengarenk çiçekler yüzünü gösterir, canlanır tabiat yeniden yaşamaya başlar bir mevsim de olsa. Çiçekler herkese farklı duygular yaşatır ve herkesin sevdiği çiçek farklıdır. Kimisi zor yetişen emek isteyen sera çiçeklerini sever, kimisi kırlarda kendi kendine yetişen kır çiçeklerini. Ben en çok gelincikleri severim, kırmızı renkleriyle papatyalar ve yeşil otlar arasından başını güneşe doğru uzatan kır çiçeklerini severim. Kopartmayı sevmem çiçekleri öyle Demet yapıp elimde taşımayı, papatyadan taç yapıp papatya kraliçesi olmayı da sevmem. Bir mevsim yaşayan o çiçekler dalında kalsın ve tabiatı süslesin isterim. Her çiçek toprağında ve dalında güzeldir bana göre, Belkide kıyamaz yüreğim çiçekleri dalından kopartmaya.

Papatyalar ;
beyaz masum taç yapraklarının arasında sarı çiçek özlerini arılara sunarken, taç yaprakları da hercai gönüllü sevgililerin seviyor, sevmiyor falı için tek, tek yolunur. Seviyor çıkarsa sonuç seven sevildiğine İnanır, sevmiyor çıkarsa da sevilmediğini düşünür hüzünlenir ve papatyalara kızar, sanki sonucu taç yapraklar belirliyor gibi hırslanır. Bazen sevgiliye Demet olarak sunulan papatyalar, bazen sevilenin başına Çiçek'ten beyaz masum bir taç olur.

Gelincikler ;
Ya o naif güzel ince boyunlu gelincikler!
Gelincik tarlaları rüzgarda dalgalanırken insanlar mest olur. O narin çiçekler belki sevgiliye papatya gibi Demet yapılıp sunulmaz, başına taç yapılmaz  ama gene de koparır onu insanlar. Gelincik şurubu yapar keyifle içerler. Kitapların sayfalarının aralarına koyar kuruturlar o masum çiçekleri. Hüzünlü bir aşkın çiçeğidir gelincik, naif ve Belkide hep gönülde saklanan kavuşulmayan bir aşkın çiçeğidir. O sebeple kan kırmızı renginde, ince uzun boyu İle sevdiğini görmeye çalışır, başını yukarı kaldırıp arar gönül yarasını her bahar bıkıp usanmadan.

Kardelen ;
Birbirine aşık olan iki çiçeğin sözleşmesidir baharda karlar erimeden veya ilk kar yağdığında  açıp buluşmak için sözleşmişlerdir.
Biri açmak için kış gelip karın yağmasını beklerken, diğeri sözünde durmaz, o soğukta açmaya cesaret edemez. Kışı bekleyip de bembeyaz karlar yağdığında açan çiçek yani kardelen, her yerde sevdiğini arar; ama bulamaz. Ümidini yitiren çiçek sonunda üzüntüsünden boynunu büker, soğuğa daha fazla dayanamayıp karların üzerinde ölür gider… İşte o gün bu gündür karda açan ve sevgilisini bekleyen o çiçeğe “kardelen” denir. Sevda uğruna ölümün adıdır Kardelen adlı o masum çiçek.

Hercai menekşeler;
O boynu bükük kardelen çiçeğinin aşık olduğu çiçektir menekşe; ama sevdiğine verdiği sözü tutmamış, kar yağdığında açmaya cesaret edemeyerek onu aldatmıştır. İşte sevgilisini yarı yolda bırakan menekşeye, o günden sonra “hercai” denilmiştir. Bu yüzden, o zamandan beri sevgisine sadık kalmayan hayırsız sevgiliye “hercai” diye hitap edilirmiş. Rengarenk hercai menekşelere nedense vefasızlığın ağır yükü yüklenir.

Çuha çiçeği;
Soğuk kış günlerinin geride kalması ile doğaya yayılan arılara; güzelliğinin farkında olan, kendini beğenmiş, böbürlenmeyi seven çuha çiçeği, “Bende o kadar çok polen var ki, ben olmasam sen yaşayamazsın.” diye laf edermiş. Bunun üzerine gururu kırılan arı, çuha çiçeğine dönüp, “Sana minnet edeceğime gider, başka çiçeklere konarım da sana konmam, kendini beğenmiş sen de!” diye söylenip, nesline de çuha çiçeklerine konmayı yasaklamış. İşte o gün bu gündür arılar, çuha çiçeklerine konmazmış.

Nergis;
Narcissus güzelliğiyle herkesi büyüleyen, hatta Yunan Mitolojisi’nde “gelmiş geçmiş en güzel ölümlü” olarak anılan bir gençtir. Annesi, kendi güzelliğine vurulmasın diye, hiçbir yerde kendi aksine bakmamasını tembihler ama Narcissus annesini sözünü dinlemez ve nehirdeki aksine bakar, kendini görür görmez büyüleyici güzelliğine aşık olur ve ona dokunmak için suya eğilmek ister; fakat dengesini kaybederek düşer ve boğulur. Tanrılar onun güzelliğinin sonsuza kadar yaşayabilmesi için onu bir çiçeğe dönüştürürler, İşte bu çiçek Nergistir. Ayrıca Narsizm (kendini aşırı beğenme) kavramı da Narcissus’tan gelmedir. Güzel kokulu bu çiçeğe de kendini beğenmişlik yakıştırılmış.

Nilüfer;
Diğer adı Lotus çiçeği olan Nilüfer çiçeği nadide çiçeklerdendir. Lotus çiçeği, çamurlu ve kirli yerlerde yaşarlar. Avrupa’da koruma altına alınan lotus çiçeğinin, bu kadar kirli ve çamurlu bir yerde yetişmesine rağmen yaprakları tertemizdir. Bataklıklarda insanlara Gülümser adeta.

Sizin en sevdiğiniz çiçeğiniz hangisi bilmiyorum, sevdiğiniz çiçek ruh halinizi yansıtır çoğu zaman. İnsan sevdiği Çiçek'te görür sevdiğinin hayalini, yitirilen umutlarını, kırılan kalbini ve kendi yüzünü. Kır çiçekleri gibi her baharda yenilenmek, yeniden aynı umutla, sevgiyle, coşkuyla hayata devam etmek temennisiyle.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam