ZAMANE GENÇLİĞİ NEREYE GİDİYOR 

Köşe Yazarı: NEJLA BİLGİN   Eklenme Tarihi: 11 Şubat 2019, Pazartesi - 10:57   Okunma Sayısı: 8536


Yaşlı kadın gözü yaşlı ve nişanını  bozmaya karar veren torununa üzüntü ile baktı. Onun ipek saçlarını taradığı, ayaklarında sallayıp uyuttuğu günleri düşündü. Sanki yüzlerce yıl geride kalmıştı o günler. O zamanlar herşeyi soran ve öğrenmeye çalışan torunu bu gün dünyayı bildiğini ve hayatı öğrendiğini iddia ediyordu. Kimseleri dinlemiyordu.

Ne çok yokluk görmüş ne zorluklarla yaşamışlardı. Yeni bir giysi almak için bayramı beklemiş, yırtılan ve altı delinen ayakkabıları kaç kez tamir ettirmişlerdi. Hiç bir zaman yokluk onları yıldırmamış çalışıp çabalayıp yıllar içinde istedikleri ne varsa sahip olmayı başarmışlardı. Neye sahip oldularsa çok emek verdikleri için de o çok değerliydi. 
 Oysa şimdi daha ayakkabının boyası bile gitmeden torunlarının gözünde eskiyordu ve yenisi alınıyordu. Nine ise bu savurganlığa şaşkınlıkla bakıyor lâkin onu dinleyen yoktu.
Devir değişmişti insanlar çok fazla değişmişti. Kendi gençliğine baktığı zaman kendi ninesi ile o kadar fark yoktu yaşamında ve düşüncelerinde. Oysa şimdi aileleri evde birbirine yabancı gibi yaşıyordu. Evde bolluk vardı lakin bereket ve huzur yoktu. Sohbet ve tahammül kalmamıştı. Gözleri nemlendi ve torunu ile konuşmayı denedi.

"Kızım sorun ne?  Bana anlayacağım şekilde anlat.
"Babaanne biz çok farklıyız ve farkımız birbirimizi itiyor artık.
Babaanne bu cevap karşısında gözleri yuvalarından fırlamış gibi şaşkın baktı.
"Elbette farklısınız! Cinsiyetiniz, duygularınız, aileleriniz farklı. Fakat sizde şimdi bir aile olacaksınız  ve birbirinizin farkı sizi niye bu kadar şaşırtsın. Bunca yıl arkadaş oldunuz. Birde o yüksek okullarda okudunuz, bunları size öğretmediler mi?
Torun cevap vereceğine dudaklarını büzdü, gözlerini oynattı ve tablet bilgisayarına yoğunlaştı. Sanki anlatsam anlayacak diye düşündü ve cevap bile vermedi.

Babaanne ise torunu ile iletişim kurma çabalarına devam etti.
" gel buraya, avuçlarını  birbirine bakacak şekilde aç ve parmak uçlarını birleştirip yuvarlak kafes yap. Torun baktı yaşlı kadın susmayacak dediğini isteksiz bir şekilde yaptı.
Şimdi tüm parmak uçların birbirine yapışık iken sadece baş parmaklarını ayır.
Bu parmaklar senin aileni temsil ediyor, büyüyüp yuvadan uçup onlardan ayrılacaksın.
Şimdi sadece işaret parmaklarını birbirinden ayır, bu parmaklar ise kardeşlerini temsil ediyor, gün gelecek can bildiğin kardeşlerinden de ayrılacaksın.
Şimdi sadece orta parmaklarını birbirinden ayır, bunlar senin can dostum dediğin arkadaşların, zaman gelecek yolların ayrılacak.
Şimdi ise yüzük parmaklarını birbirinden ayır. Torununa dikkatle bakıyordu. Torun o parmakları  birbirinden ayırmayı başaramadı.
İşte bu yüzük parmakları seni ve eşini temsil ediyor ve o sebeple o parmaklara  evlilik yüzüğü takılıyor.  Ayrılmıyorlar değil mi ? Gerçek eşini bulan yüreklerde böyle birbirinden uzaklaşamaz işte. Siz mantık evliliği yapıyorsunuz ya o sebeple sizin yüzükleriniz başka parmaklara yani orta parmağa arkadaş parmağına takılmış oluyor. Duygu olmadığı için tahammül de olmuyor. Iyi  ve kötü günde sözü size bir şey ifade etmiyor. Siz arkadaşsınız eş değil. Canınız diğerinin canının yarısı da  değil..
Şimdi de serçe parmaklarını ayır, bunlarda çocukları temsil ediyor ve onlarda zamanı gelince aileden ayrılıp kendi yuvalarını kuracak.

Şimdi bir kez daha düşün sen nerede yanlış yapıyorsun? Senin yüzüğün hangi parmakta?

Torun ince uzun parmakları birbirine yapışık bir şekilde öylece kaldı. Yüzüğündeki taşlar küçük diye nasılda bozulmuştu. Paraya kıyamadılar diye günlerce üzülmüştü. En yakın arkadaşının parmağında muhteşem görünen tek taş  yüzük gözlerini almış ve kendi yüzüğü de canını yakmıştı. Tüm arkadaşları yüzüğünü görmek için yarışmış ve taşının küçüklüğü karşısında gözlerinde hâyâl kırıklığı oluşmuştu. Herkes en iri taşlı yüzüğü hak ediyordu ve onlara göre değer verme belirtisi de buydu.  Taştı işte sonuçta taş...  Ninesine baktı ve onun yetmiş yıl süren evliliğini, hala özlem ve hasretle andığı canının yarısına sevgisini ifade ettiği sözleri ilk kez gerçekten duydu ve anladı.  Ninesinin gururla taşıdığı ve  parmakları ile  sevgiyle okşadığı gümüş yüzüğe baktı, o yüzüğü hep değersiz bulmuştu ve ninesinin neden bu kadar o yüzüğü sevdiğini de anlamamıştı.... 
Kararını   verdi ve ...

reklam

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam