Bak Oğlum!

Köşe Yazarı: SONNUR ADA   Eklenme Tarihi: 9 Kasım 2018, Cuma - 10:25   Okunma Sayısı: 480

 

Bak oğlum, seni buraya getirdim kigösteriyi seyret diye. Bırak elindekileri, baksana gösteriye.

 Çocuk 6 yaşlarında... Babasını duyuyor ama kendiyle ve elindeki küçük arabasının bagaj kapağı ile çok meşgul.

Baba biraz mırıldanarak telefonla konuştu, teknolojiden bahsetti. Kapattıktan sonra oğluna bakarak kafasını salladı: 

 "Tamam bundan sonra pazarımı seninle harcamayacağım."

Küçük delikanlı eliyle babasının pantolan paçasına dokundu, oturduğu çimlerde hafifçe kımıldandı. Ama elindeki arabayı son bir gayretle tamir etmeye devam etti. Şimdi anlıyorum, küçük tırnağını kullanarak minik bagaj kapağının vidasını yerine yerleştirmeye çalışıyor.

Oturduğu yerden babanın paçasına dokunarak duygusunu geçirmeye çalışıyor;

 “Sen önemlisin oyuncağımda önemli.”

 Öncelik sırasını çocuk masumiyetiyle yapıyor.

Baba gösteriyi izlemeye devam etti; oldukça kalabalık bir alan. Göz ucuyla oğluna tekrar baktı. Gürültünün geldiği yere kafasını çevirdi. Birkaç dakika sonra oğluna tekrar dönüp, ben de dahil, yakınındaki insanların duyabileceği bir şekilde,

“Burada seni bırakıp gideceğim" dedi.

Çocuk hızla çimlerin üstünden doğruldu, ayağa kalktığında kalabalığın arasında babanın eline uzandı. Baba farketmedi diye düşünüyorum, yoksa elini neden çeksin…

“Bakıyorum bak baba” dedi, kafasını havada uçurtulan uzaktan kumandalı helikopterlere çevirdi. Göz ucuyla babasına tekrar baktı. Baba, “ben buraya senin için geldim” dedi.

 Doğru mu görüyorum; çocuğun suratında suçluluk duygusu okunuyor…

Babasının birkaç adım gerisinden hızlanarak elini kavradı sıkıca. Arkalarından bakarken küçük delikanlının omuzlarında ağırlık var gibiydi. Terk edilme korkusu, güven duygusunda sarsılma, koşullarla çevrilen sınırların arasında sıkışmışlık. Ve kendi seçim ve tercihlerinde güvensizlik. Elindeki oyuncağına karşı duyduğu sorumluluk, onarma duygusu, bir şeyi yapabilirliği ile ilgili beslenen öz güveni incindi. Bu duyguların oluşması ve gelişmesinden sorumlu olan yetişkin tarafından. Bir kere de değil ama bir kere yetişkinin dilindeki öylesine olan söylevlerin potansiyelini gösteriyor.

 Bir tek cümle bizim için anlık ama çocuklarımız için sürekliliği olan "acabaların" zeminini yaratır.

 Bugün bizim üzerimizde etkili olan kendimizle ilgili geliştirdiğimiz inançların oluşumuna sebeptir, bize nasıl davranıldığı, nasıl anlamlar yüklendiği.

Öylesine söylenmiş cümlelerden uzak bir haftamız olsun.

İLETİŞİM UZMANI:adasonnur@yahoo.co.uk

 

 

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam