Medya dünyasında başarılı iş adamı: ADiL YILDIZ

Eklenme Tarihi: 10 Haziran 2017, Cumartesi - 09:00   Okunma Sayısı: 24394

İSTANBUL

 Ama bu da şundan kaynaklanıyor. Sinop’un merkezinde okumuş kesim var. Bu çok normal. 
Çok uzun yıllar medeniyeti içinde barındırmış olan bir ilden bahsediyoruz. Aynı zamanda ben Sinoplu İş Adamları Derneği’nin Başkan yardımcılığını yaptım. Bundan 10-12 yıl önce Sinoplu ağabeylerimizin teşvikiyle bu derneğe girdim. 2 dönem başkan yardımcısı oldum. Şu anda da Tüm Sinoplu İş Adamları Yardımlaşma Derneği’nin, TÜSİYAD’ın başkan yardımcısıyım. Kurucu ikinci başkanıyım. Birinci kurucu başkanımız; Gezer Terlikleri’nin sahibi Mustafa Özalp… İkinci kurucu başkanı da benim. Burada insanlar kulaktan dolma bir sürü şey duyup; dedikodulara inanabilirler. Burada açıklama yapmak istiyorum. Son dönemlerde Sinoplu İş Adamları birleşiyor diye basına yansıyan olaylar var. Bu konuyla ilgili ben, Yaşar Aksoy, Rafet Orhan, Sayın Mustafa Özalp olmak koşuluyla bir toplantı yaptık. Bunun ilk işaret fişeğini atanlardan birisiyim. Sinop’un İstanbul’daki temsilcilerinin bir araya gelmesi çok önemliydi. Kendi bünyemizde zaten medeni insanlar olarak konuşup, tartıştık. Biz tekrar bir araya gelmeliyiz diye konuştuk. Evet bu doğru. En son toplantımızda benim bir önerim kabul edildi. Yine SİAD adı altında toplanmalıyız. Çünkü 29 yıllık SİAD, TÜSİYAD’ın 5 yıllık geçmişi var. Ama bunun yanında TÜSİYAD’ın üye sayısı, niceliği ve niteliğine iyi bakmak lazım. Şu öneriyi getirdim. Sinoplu Sanayici İş Adamları Derneği olarak yeni bir dernek kuralım. Bunun kuruluş aşaması 2017 olsun. Ve Sinoplu Sanayici İş Adamları Derneği adı altında hem TÜSİYAD olarak hem SİYAD olarak genel kurula gidelim. Kendi üyelerimize bunu anlatalım. Sağolsun Rafet Orhan ve Mustafa Özalp beyefendiler bunu kabul ettiler. Bu anlamda bu süreç devam ediyor. Yani teknik olarak Dernekler Masası’na müracaat edilecek. Bunun isim babası benim.  Sinoplu Sanayici İş Adamları Derneği’nin logosunu da yaptım. Birazdan sizinle paylaşacağım. 
l  Mustafa Özalp kabul etmedi diye biliyorum. 
Hayır öyle bir şey söz konusu değil. Bunlar tamamen mahalle dedikodusu. 
Rafet Orhan bey, “Biz logomuzu değiştirmeyiz”, Mustafa Özalp de, “Onu kabul etmeyiz” demiş. Logo yüzünden tartışma çıkmış diye biliyoruz. 
Bu söylemler  mahalle dedikodusu. 
  Çok kızdım, çok sinirlendim. Artık ne zaman birleşeceğiz? En azından Sinoplu İş Adamları Derneği birleşmeli. Belki bu öbür STK’lara da yansır. 
Biraz evvel ifade ettiğim gibi birleşmemek söz konusu değil. Bunlara mahalle dedikodusu diyorum. Logo çalışmalarımı da yaptırdım. Teknik olarak Dernekler Masası’na gitmesi söz konusu. Birleşmemek gibi bir şey mümkün değil. Bu konuyla ilgili ne Mustafa Özalp, ne de Rafet Orhan beyefendi geri adım atmadı. Bu bir süreç. Kolay değil. Herkesin genel kurulu var, üyeleri var; istişare söz konusu. Bu doğum gerçekleşecek. Sinoplu İş Adamları Derneği ile ilgili süreç bu… 
  Başka STK’larda görev yaptınız mı?
Evet, AYKAD başkan vekilliği yaptım bir dönem, SİAD Genel başkan yardımcığı yaptım bir dönem ,şimdide TÜSİYAD’ta genel başkan yardımcılığı görevimi sürdürüyorum.
İnanın her STK’da görev yapmak istiyor ancak zaman darlığı var. Sağolsun tüm dernek ve federasyonlardan görev teklifi geliyor. Sağolsunlar…
  Bu iki güç birleşecek şimdi. Sinop’a ne gibi yatırımlar olacak? Hedefleri belirlediniz mi? 
Birleşme olunca yeni bir sinerji ortaya çıkacak. Bu süreçte İş Adamları Derneği yalnızca iftar veren, 3-5 öğrencilere burs dağıtan bir dernek olmamalı kesinlikle… Benim dediklerim beni bağlar. İş Adamları dediğiniz zaman AS kadrosu olan, istihdam üreten insanlar olmak durumundayız. Burada strateji ve vizyonu ona göre tayin etmek durumundayız. Bence iş adamları derneği; Avrupa Birliği ile entegre olabilen; sürdürebilirliğini devam ettirebilen, o anlamda hem ekonomi gücünü ve işgücünü birleştiren, memleketine yatırım yapabilen bir dernek olmalı. İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası gibi önemli oluşumlarla entegre olmalıyız. İstihdam üretmek durumundayız. Kuzey Kalkınma Ajansı var Sinop’ta… Biz TÜSİYAD olarak bunu yaptık. KOSGEB’den yararlanmak gerekiyor. Ben Adil Yıldız olarak İş Adamları Derneği’nin vizyonunu; Avrupa Birliği tarafına koyuyorum. Yani Avrupa Birliği’ne sunulacak olan projelerle birlikte Sinop’a katkı yapmalıyız diye düşünüyorum. Barcelona, Milano, Paris gibi önemli fuarları takip etmeliyiz. Ya da burayla entegre olabilmeliyiz. Öbür tarafta İş Adamları Derneği sadece para kazandıran, istihdam oluşturan dernek olmanın yanı sıra üst düzey insanlara ulaşan ve yaptırım gücü olan bir dernek olmak zorundadır. 
 Asıl mesele bu…
Yaptırımdan kastettiğim şu. Bizim SİNDEF diye bir STK’mız var; bu tarafta SİYAD var, bunun yanında KOSİDEF var. Diğerlerini de sayabiliriz. Bunlar ana çatıyı oluşturan dernekler. İller içinde en fazla derneği olan il Sinop… Çok fazla derneğimiz var. 
  Herkes birbirine kızıp dernek kuruyor çünkü…
Siz hiç Sinop köylerinde yan yana ev gördünüz mü? 
  Çok az… 
Hep evler aralıklarladır. Siz Sinop’un kültüründe omuz omuza folklör gördünüz mü? 
  Hayır görmedik. 
Hep bireyseldir. Buradan cevabınızı alabilirsiniz. Yani genetik olarak biz hep bireysel olarak hayatımıza devam etmişiz. Bireysellik her yere yansımış; bizlere kadar gelmiş. Bunun altyapısını oluşturmak zaman alıyor. Bu kadar çok derneğin olmasının artısına ve eksisine iyi bakmak lazım. Sinop dernekçilerinin hepsi emek veriyor. Zaman veriyor, parasını veriyor. Hepimiz zaman harcıyoruz. Bunun karşılığında ne aldığımıza bakmamız lazım. 
-Teşekkür bile beklemiyorum ben. Böyle bir yer dernek. 
İşadamları derneklerimiz, STK’lar; Sinop’un en önemli değeri insanıdır diyorsak o zaman İstanbul’da şunu yapmamız lazım. 
Biz artık yönetilenler tarafında değil; yönetenler tarafında olmak istiyoruz. 
  Bunun için ne yapmak lazım? 450 bin tane Sinoplu’yu bir araya getirip bu gücü ne zaman toplayacağız? Zaman geçip gidiyor. Biz bakıyoruz maalesef…
Şimdi burada şöyle bakalım olaya… Sinop en fazla göç veren illerin başında geliyor. Bundan önce 3 milletvekili çıkarıyorduk; şimdi 2 milletvekili çıkarıyoruz. Sağdan say 2, soldan say 2… Demokratik yapısına baktığın zaman sosyal demokrat ve muhafazakar yapı olarak ikiye ayrılıyor Sinop’ta… Sinop’ta , Sinop’u 2 kişi temsil ediyor. Öbürüne bakıyorsun 10-12 milletvekili var. Meclis de buna göre seni değerlendiriyor. Sinan Erdem’de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir organizasyon vardı. O gün Sayın Cumhurbaşkanımız ile görüşme imkanım oldu. Orada yorgun olarak oturmuştu. Bir anektod anlatayım. Yanında bulunan 3-4 kişiden birisiydim. Konu Sinop’tu… Dedi ki ne istiyorsunuz? 
Ben yol istemiyorum, fabrika istemiyorum, istihdam istemiyorum dedim. Baktı yüzüme. Ne istiyorsun dedi? 
Ben İstanbul Milletvekili kontenjanından 5 milletvekili kontenjanı istiyorum dedim.
Şimdiki sayın Cumhurbaşkanımız  güldü. Şimdi ne istediğinizle çok alakalı bu işler. Siyasi arenada güçlü olabilmek için ya ekonomik; ya da STK olarak çok güçlü olacaksınız. STK olarak güçlü olmanız da yetmiyor; yönetenler sizin tarafınızda olmalı. Sinop nüfusuna kayıtlı 1 tane Belediye Başkanımız var mı? Yok. Birkaç belediye başkan yardımcımız var, belediye meclis üyemiz var. Ak Parti’den Sayın Şirin Ünal, CHP’den Engin Altay var… Engin bey uzun yıllar Sinop’ta siyaset yaptı. CHP’nin İstanbul kontenjanından Sinoplulara hizmet etmeye çalışıyor. Onlar da çok haklı. Biz sayılarımızı önce yaşadığımız şehirde iyi organizasyon değil; iyi organize olmak zorundayız. Kanaat önderlerimizle birlikte yengeç sepeti olmamamız gerekiyor. Yengeç sepetinde biliyorsun yengeçler yukarı çıkmak ister; aşağıdan birisi gelip çeker onu… Yani bu bütün iller için geçerli olabilir. Ben bu kadar inanmıyorum. Sinoplu eğitim anlamında, sosyal anlamda oldukça önde olan insanlardır. Ancak Sinop’un okumuşu , gurbetçisi, bazı iş adamlarımız; dernek ve federasyonlardan kaçıp uzak durmuşlar. STK’lar gurbette bir şehrin sesi ve gücü olmalıdır. 
Taşın altına herkes elini koymalıdır… 
 Sinoplular çok tutkundur. Bu unutulmamalı. 
Sinop Tanıtım Günleri’nde ferhanede ben Medya ve Tanıtım Başkanlığı yaptım. 1 milyon 150 bin kişi geldi. Sinop en mutlu şehir manşeti atan benim. O gün 46 TV kanalı yayın yaptı. 
  Tamam çok başarılıydınız ama neden ikincisi aynı başarıyı yakalayamadı? 
Bunu ikincisini düzenleyene soracaksınız.. Onlarda elinden gelen emeği yaptılar.
-Siz hep en iyisini yapmışsınız. Öbür sene daha iyisini yapmanız lazımdı. Bir yıl sonra daha güzelini yapmanız gerekiyordu. 
Biz Feshane’de 1 milyon 150 bin kişiyi taşıdık. 3 ay ben eve gitmedim. Her şeyin en iyisi mutlaka vardır. Herkes yola çıkarken en iyisini yapmak için çıkar. Bazen elinizde olmayan nedenler ile kısır kalabilir. Ancak niyet önemli her Sinopluda en iyisini yapmak için zamanını harcamıştır bundan hiçbir endişem yok.
 Bu reklamla olabilecek bir şeydi. Bunu başardınız. İkinci yıl neden olmadı? 
Bunun cevabını organize edenlere sormak lazım. Bunun cevabını ben veremem. Ben hep söylüyorum. Kendi mesleğimle ilgili benim etimden, sütümden her şeyimden yararlansınlar diyen benim. Bu konuyla ilgili ben her şeyimi aktardım. . Biz bir ekiptik. Bunu yapmaya çalıştık. Yaptık, ortada. Ondan sonraki hiçbir organizasyonlarda yer almadım ve davette edilmedim zaten…
  Daha çok dibe gittik. Çok üzülüyorum. 
Ben dibe gitmek olarak görmüyorum. İşi ehline bırakmak lazım. Hıncal Uluç’un, Yalçın Doğan’ın olduğu yerde ben hiçbir şeyim. Hani bir deyim vardır’’Herkes kaşık yapar ama önemli olan sapını ortaya çıkarmaktır’’
Bu ülkede herkes siyaseti ve futbolu çok iyi bilir. Davulun sesi uzaktan hoş gelebilir. Ancak işi ehline bırakmak gerekir.
İşi ehline bırakmasanız Sinopluların kitapçığında ‘’Alanya Kalesi’’ni basılmış görürsünüz…
Hakkımız olanı almayı da bilmiyoruz. SİYAD’a ben ilk geldiğimde Kadın Kolları’nı kurduktan sonra bakıyorum; eksikliklerimizi görüyorum. Kadıköy bir etkinlik yapıyor; Kartal Şubesi’nin haberi yok. Sosyal Medya sayfası kuralım diyorum. Hepsi benimle dalga geçtiler. Bunu açık açık yüzlerine söylüyorum. 
Bunun altyapısı çok önemli. Organizasyon yapmak çok önemli değil; önemli olan organize olabilmek. Bütün katmanların altyapıyı oluşturması gerekiyor. Şimdi Sinoplu sanatçısına sahip çıkmıyor deniliyor. Sanatçı dostlarımız müthiş mücadele veriyorlar. Bunu Adil Yıldız olarak yaşadım ben… Buraya gelene kadar hangi gladyatörlerle savaştım ben biliyorum. Yaptığın işi en iyi yapabilme olayına iyi bakmak lazım. Bu işi daha iyi sezinlemek lazım. Öbür taraftan gazetecilerimize bakıyoruz. Çok yokuz… Olan arkadaşlar da elinden geleni yapıyor. “Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye abla”nın şairi Ahmet Muhip DIRANAZ Sinoplu… Sebahattin Ali “Aldırma Gönül”ü yazmış; Sinoplu. Alaattin Keykubat Camisi Sinop’un değeri. Hızır Ali’nin kurmuş olduğu medreseler de Sinop’un tarihi… Süleyman Pervane Medresesi, Alaadin Camii, Sinop kalesi, Hamsilos (Hamsaroz) koyu biliyormuşsunuz morfolojik delillere göre, Deveci Deresi, vadisinin aşağı kesiminin karada oluşan çöküntüler sonucunda sular altında kalması ile oluşmuş, Dünyada sadece Norveç ve Sinop’ta bulunan RIA tipi kıyıdır. Balatlar Kilisesi de Sinop’un tarihi. Boyabat Kalesi de Sinop’un gerçeği. Sinop’un geçmişten bugüne gelmesinde önemi olan Diyojen de 
Sinop’un tarihi… Dolayısıyla biz tarihsel sürecimize iyi bakmak zorundayız. 


Benim için Tarzan Kemal de Sinop’un değeri; Diyojen de Sinop’un değeri. Öbür taraftan Selçukluların daha önceden birini Alanya’da, birini Sinop’ta kurduğu tersane de benim için Sinop’un değeri. Şu an kazı yapılıyor; o da benim için değer. Sinop’un doğal yaşamı da benim için bir değer. Önemli olan bunları bir araya getirmek. Sinop’u en iyi şekilde temsil etmeliyiz. Sinop’ta şöyle bir tartışma var son dönemde. “Biz Sinop’ta turist istemiyoruz”… Burada bir haklılık payı var. Şöyle ki; Sinop’un insanı çok entelektüeldir. Tatil bir kültürdür. Tatile gitmek bir kültürdür. Deniz turizmi başkadır, otel turizmi başkadır. Bunlar ayrı ayrı segmentlerdir. Yollar yapılınca adam geliyor filanca yerden, alıyor birasını; oturduğu yerden çekirdeğini yiyor ve pisletiyor. Bana böyle insan gelmesin kardeşim. Sinop’a daha nitelikli, daha nicelikli, harcama kültürü olan insanı getirmek için planlamamızı ona göre oluşturmalıyız. Ben o konuda katılıyorum.  Halkın algısını oluşturan bizleriz. Benim söylediklerim beni bağlar. Sinop’un en güzel aylarından birisi Eylül; çünkü balık bol… Git Boyabat tarafına Sırık Kebabı  ve Kuyu  Kebabı var. Biz bütün kültürleri iç içe yaşayan bir iliz. Son olarak bir şey söylüyorum. 
 Hobileriniz nelerdir.
Çalışmak, üretmek. İşimiz gereği devamlı üretmek zorundasınız. Sattığınız iş vizyonunuz, bilginiz ve tecrübeniz. Seyahat etmeye bayılırım. Şükür ki imkânlarım doğrultusunda çok yabancı ülkeye gittim ve gitmeye de devam ediyorum.
  En çok etkilendiğiniz ülke?
Tartışmasız ABD. Özellik ile New York ve Time Meydanı. . İspanya, Güney Fransa.
Futbolu çok seviyorum bıkmadan usanmadan 24 saat seyredebilirim.
 Peki bu kadar futbolu sevmenizin sonucunda neler yaptınız?
İstanbul’da Ortaköy Spor Kulübü Başkan yardımcılığı yaptım. Fenerbahçe taraftarıyım. Her sene düzenli olarak kombine alır ve hafta sonu mutlaka çok acil işim yok ise maçlara giderim.
 Yurt dışına maç izlemeye gider misiniz?
Tatil planlamamı zaten oynanacak maçlara göre yaparım. Madrit’te Real Madrid’in stadyumu Santiago Bernabeu’da maç izlemek oldukça keyifli… Barselona’da Camp Nou Stadyumu’nda maç izlemeyi çok istiyorum.
 En değerli üç şey desem.
Sağlığı başa koyalım ondan sonra inanç, azim ve çalışmak….Tabi ki ailem, eşim ve kızım…İşim,aşım ve dostlarım.
 Bu vesileyle de mübarek Ramazan ayının herkese hayırlı olmasını diliyorum. Şahsım adına Halime Şahin hanımefendiye çok teşekkür ediyorum. Önemli olan niyet etmektir. Size çok ama çok teşekkür ediyorum. 

Editör: HALİME ŞAHİN

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam