reklam
reklam

K.H.O. 1975 Devresinin İhtiyar Delikanlıları

Eklenme Tarihi: 23 Kasım 2022, Çarşamba - 10:19   Okunma Sayısı: 8337
Harbiye bir tarihtir, bir felsefedir, bir disiplindir, yeniliktir, yaşam biçimidir. Milliliktir, terbiyedir, evrenselliktir, Türklüktür, Türkiye’dir...

Askeri liseye girdikten sonra hayata efelendik, Harp Okulu’nda Türkiye sevdasıyla donandık… Mezuniyetle birlikte Büyük Atatürk’ün dediği,

 

“Mekteb-i Harbiye’den (Harp Okulu) alınan şahadetname (diploma), genç mülâzımın, bölük kumandanı efendisinin daire-i terbiyesine kabule şayan olduğuna delâlet eder. Genç mülâzım, asıl ruh-u sanatını intisap ettiği bölüğün babası olan yüzbaşısı ve daha büyük amirleri tarafından çaba sarf ederken öğrenecektir…” sözlerle her birimiz tek başımıza kaldık. Ağırlığını omuzlarımızda hissettiğimiz bu yük ve sorumluluklarla kıtalarda erlerimizle yoğrulup piştik,

 

Siz Gurur Abideleri,

*Birlikte törenlere çıktık, “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı” olmanın bilinciyle göğsümüzü kabarttık, halkımızın alkışlarıyla büyük heyecan duyduk. Birlikçe veya ferdi olarak atış, eğitim ve bakım müsabakalarına girdik. Önceden heyecanını sonradan gururunu yaşadık. 

*Kimimiz genç yaş ve rütbelerde sınır bölgelerimizde şehit düştü, kimimiz operasyonlarda yaralılarımızı helikopterle almak için teröristlerin kümelendiği araziye gözü kara dalışlar yaparak kartallaştı. Üstün cesaret ve feragat madalyasıyla ödüllendirilenlerimiz oldu.

*Sporda dereceden dereceye koşan, her yıl yapılan Boğaz’ı yüzerek geçme yarışmalarında rekorlar kıran ve milli sporcu ünvanını kazanan sevgili Mehmet Yücebilgiç’in adının anılmasını geceye katılan bütün arkadaşlarımızın ittifakla kabul edeceklerine inanıyorum. Mehmet, 50 m, 100 m, 200 m kurbağalamada Türkiye birinciliği ve Türkiye rekorları sahibidir. Hepimiz onunla gurur duyuyoruz.

*Erdinç, Cemalettin ve Hakan, yüzlerinden gülücük eksilmeyen sıcakkanlı üç arkadaşımız… Sedat düşündüklerini not alıyor, Ferit ve Halil hararetli bir sohbete girmişler. Cemalettin ve Erdinç ile kıymetli pilotlarımız Erol ve Nezihi, iyi dileklerini ileterek erken kalktılar.

*Her toplantıda Nazım Hikmet’ten birkaç mısralık şiir okuyan Nevzat, bugün büyük hiciv üstadı Eşref’e sardırdı. Eşref’in keskin zekâsıyla ürettiği sözleri burada zikretmek biraz zor…

Ben Neyzen’i de dile getirince onu da incelediğini göstermiş oldu.   

*Akademiye gidenlerden general olanlar, her birisi onur abidesi olan bu insanlardan Ergenekon ve Balyoz safsataları nedeniyle ömrünün bir kısmını cezaevlerinde geçirenler, hukuk fakültelerini bitirip bugün avukatlık yapanlar, Ali Denizli gibi üniversitelerde öğretim üyeliği yapanlar, maliye okulunu bitirip danışmanlık ve mali müşavirlik yapanlar, THY ve özel şirketlerde pilot olanlar… gurur kaynaklarımızdır bizim… Halen cezaevlerinde bulunan komutanlarımızın da özgürlüklerine en kısa zamanda kavuşmalarını diliyoruz.

 

Bugüne gelirsek

Bazılarımız torun sahibiydi. Onları anlatırken bile çocuklaştıklarını ve çocuk gibi sevindiklerini fark ettik. Topluca yürüttüğümüz sohbet, artık küçük gruplar halinde devam etmeye başlamıştı.

Askerlik anılarına daha az yer verilirken bizim grubumuz, Ukrayna’daki Zaporijya Nükleer Santralinin patlatılması, sızma veya radyoaktif maddenin Türkiye sahillerinde yaratacağı etkileri tartışmaya ağırlık vermişti. Zaporijya-Rize arası 880 km, Zaporijya-Sinop arası 630km, Zaporijya-İstanbul arası 830 km (yaklaşık değerler)…

Radyoaktif serpintinin ilk anda yakındakileri yok edeceği kesindir. Rüzgârla birlikte 1.000 km’lik bir alana bu serpinti yayılacak, insanlarda kanser ve genetik bozukluklara sebep olacaktır.

 

 

 

Gruplar oluştu

Bir diğer grubu komandolar oluşturmuş, sanki Ege Adalarına atlama eğitimi yapıyorlar. Helikopterci olanlar da yaralıların tahliyesini konuşuyorlardı. Tayinler, operasyonlar, tatbikatlar onları hiç yıldırmamış…

Sevgili Rıdvan, her zamanki gibi sessizliğini koruyordu. Sonradan yaptığımız konuşmada ise nice konuları döktürüverdi. Nezihi ise zarif davranışları, hitabeti ve içtenliğiyle gecelerimizin vazgeçilmez takdimcisidir. Nebil, esprileriyle son dakika golünü attı ve hepimizi kırdı geçirdi. Turan, vefa örneği ve aile dostumuzdur.

Naim, her toplantıya katılamasa da katıldığı toplantılarda projektörleri kendi üzerine çevirtmesini bilir. Ali Tuna, strese boşvermişliği en iyi anlatacak yapıdadır. En az gördüklerimden biri Necef’tir, ama geldiğinde ağırlığını koymasını bilir. Sararız hemen etrafını…

1978-1981 yılları arasında mezun olduğum 2’nci Bölük’te Takım Komutanlığı yapmıştım. Her devre için yılda bir defa yapılan müzikli gecede takım komutanları, tahsis edilen araçlarla sanatçıları evinden alır ve sonra da bırakırlardı. Ben de TSM sanatçısı Sayın Samime Sanay’ı almak için görevlendirilmiştim. Görevli aracın şoförüne elimdeki adrese göre sanatçının evine gidip alacağımızı söyledim. Asker bana, “Komutanım, o hanım sanatçı değil, şarkıcı… Yanlış olmasın, başka adrese gitmeyelim?” demişti.

 Çehrelerde tebessümler oluştu. Bir boşluk sonrasında içenler kadehlerinin son yudumlarını alıyorlardı. Harbiye Marşı’nı mırıldananlar dağılmadan herkesten son sözlerini kaydetmek istediğimi söyledim. Cumhuriyet’e sadakatle hizmet, Atatürk sevgisi ve Harbiyeli olmanın gururu ile ilgili birer cümlelik sözlerini kayda aldım.

 Fenerbahçe Orduevinde toplandığımız bugün bir de kötü haberle karşılaştık.  Devre arkadaşımız Mevlüt Yüksel’in vefat haberini almıştık Yakınlarına baş sağlığı kendisine rahmetler diledik.

 Kapanış saatine kalmadan gelecek toplantıya kadar yapacaklarımızı planladık. Her defasında işin en zor tarafını üstlenerek bizleri biraraya getiren Dernek Başkanımız Sevgili Oğuz Aydın’a sonsuz teşekkürler ediyoruz. Onun hakkını ödemek biraz zor olacak…

  

    

M. Yücebilgiç ve Eşi              Vefat eden arkadaşımız Mevlüt Yüksel

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: BAŞAK ERTEKİN-CENGİZ BAYSU

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop web tasarım