reklam
reklam

Üsküdar'ın tarihi mücevherleri

Eklenme Tarihi: 29 Eylül 2022, Perşembe - 10:53   Okunma Sayısı: 27114
Kendilerine has tarihi, mimarisi, anıları, ilginç hikayeleriyle Üsküdar'ın tarihi köşkleri, boğazın Anadolu Yakasında birer inci tanesi gibi dizilirken, Osmanlı'nın kadim tarihinin birer canlı tanığı olarak yıllara meydan okuyorlar.

İstanbul Boğazının her iki yakasını süsleyen tarihi köşkler, Üsküdar'a geldiğinizde adeta bir köşkler müzesine dönüşür. Boğazın en güzel, en gösterişli, en büyük köşkleri kadim ilçenin en güzel mahallelerini süsler. Üsküdar Köşkleri Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini teşkil eder. Gerek süslemeleri, gerekse hikayeleri Osmanlı’nın bu eşsiz köşklerini daha da çekici yapar. Osmanlı köşklerinin mimari özellikleri sahiplerinin sosyal sınıfına göre değişiklik gösterirdi. Osmanlı vatandaşları, gayri Müslimler ve yabancılar kendi stillerine göre köşkler yaptırarak, Osmanlı köşk mimarisini zenginleştirmişlerdir. Osmanlı döneminden ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze kadar ulaşan, geçmişten gelen büyük hatıralar taşıyan ve tarihimizin yaşayan tanıkları olan tarihi köşkler. Ne yazık ki birçok köşk yok olup gitmiş olsa da, tarihi köşklerin kimisi üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala sapasağlam ayakta durabilmiş, zaman zaman restorasyonlar yardımıyla tüm endamını korumayı başarmış. Kültürel mirasımızın birer parçası olan bu tarihi köşkler, her ne kadar gün geçtikçe betonlaşan İstanbul’un apartman yığınlarının arasında boğulup kalsa da hala bu betonlaşmaya baş kaldırırcasına tüm ihtişamını koruyorlar.

Abdülmecid Efendi Köşkü

Kuzguncuk’taki Bağlarbaşı Korusu içinde yer alan Abdülmecid Efendi Köşkü, 1880-1885 aralığında İsmail Paşa tarafından yaptırılan bir av köşkü. İsmail Paşa bu köşkü oğlu Tevfik Paşa için yaptırmış. Her ne kadar mimari kesin olarak bilinmese de Levanten mimar Alexandre Vallaury tarafından yapıldığı düşünülüyor. 200 dönümlük bir korunun içinde yer alan Abdülmecid Efendi Köşkü, mermer havuzlu büyük salonu, verandasında yer alan işlemeleri, panolarında yer alan altın kalem işi süsleri, çini panoları, pencere vitrayları ve şömineleri ile oldukça etkileyici bir köşk. Abdülmecid Efendi Köşkü, sahibi İsmail Paşa’nın vefatından sonra Sultan Abdülhamit tarafından satın alınmış ve Şehzade Abdülmecid’e tahsis edilmiş. Köşkü yazlık köşk olarak kullanmaya başlayan sanatsever Şehzade Abdülmecid, burayı adeta sanat ve kültür merkezi olarak kullanmış. Dönemin sanatçıları, edebiyatçıları çini döşeli verandada toplanıp uzun uzun sohbetler ederlermiş. Çarşamba günleri Şehzadenin burada resim yaptığı da söyleniyor. Köşkün ünlü “Aşk Çeşmesi” adlı manzara resmi, 1900’lerin başında Şehzade tarafından Hüseyin Avni Lifij’e yaptırılmış. Resimde mermer çeşme başında sohbet eden renkli kıyafetleriyle kadın figürleri tasvir edilmiş. Şehzade Abdülmecid’in 4 Temmuz 1918’de veliaht ilan edilip Dolmabahçe Sarayı’nın Veliaht Dairesi’ne yerleşmesiyle Abdülmecid Efendi Köşkü uzunca bir süre boş kalmış. İkinci Dünya Savaşı zamanında askerlerin kaldığı köşkün çinileri bu süreçte deforme olmuş ve sonradan Kütahya’da tekrardan çiniler yapılmış. Harem binası her ne kadar günümüze ulaşamamış olsa da 1987-1988’de restore edilen bu üç katlı selamlık binası şu anda Koç Topluluğu‘na bağlı.

 

 

Burhan Felek Köşkü

Günümüzde Burhan Felek Köşkü olarak adlandırılan köşk ilk olarak Osmanlı Devleti’nin Nazılarının kullanımı için inşaa edilmiştir. Bahriye Nazırlarının kullanımından sonra köşkün kayıtlara geçen ilk sahibi ise Osmanlı devlet adamı ve Tanzimat Edebiyatının önde gelen tiyatro yazarı Direktör Ali Bey olmuştur. Burhan Felek’in köşkte ikâmet etmeye başladığı tarih net olarak kayıtlara geçmemiştir. Ancak köşke geliş sebepleri oldukça önemlidir. Burhan Felek’in abisinin rahatsızlığı üzerine doktorlar babasına daha havadar, oksijeni bol ve şehirden uzak bir yere taşınmalarını telkin etmişlerdir. Bunun üzerine Burhan Felek, hasta abisi ve babası ile köşke taşınmışlardır. Burhan Felek çocuk yaşta geldiği köşkte 1949 yılında satana kadar yaşamıştır. Kültür Bakanlığına devredildikten sonra ise Üsküdar Belediyesi tarafından restore edilerek şu anki hâlini almıştır. “Üsküdar Fikir Sanat Merkezi” olarak Üsküdar Belediyesi tarafından girişimcilerin hizmetine sunulmuştur.

Kandilli Köşkü

Osmanlı Bankası kurucularından İngiliz David Glavany tarafından 1893 yılında Kandilli sırtlarında yaptırılan tarihi Kandilli Köşkü, duvarlarının kum taşı ve granitten yapılması köşkün günümüze kadar ulaşmasını sağladı. 18-19. yüzyıllarda İstanbul'da yaşamış köklü bir aile olan Glavanyler özellikle Beyoğlu'nda yaptırdıkları tarihi binalarla tanınıyorlar. Tarihi Kandilli Köşkü çok önemli bir kültür mirası durumunda. Yaklaşık 130 yıllık bu tarihi köşk boğazın iki yakasına nazır bir konumda yer alıyor. 5 bin 100 m2'lik bir alanda yeşillikler içinde boğaza nazır muhteşem bir manzaraya sahip köşe Üskğdar Belediyesi'nin projesiyle Nevmekân Kandilli olarak hizmete açılacak. Üsküdar'da Nevmekân Bağlarbaşı, Nevmekân Sahil'den sonra en son Nevmekân Selimiye restorasyon sonrası hizmete açılmıştı. Nevmekân Kandilli ile ilçedeki dördüncü Nevmekân olarak hizmete girmiş olacak. Kandilli’nin tepelerinde eşsiz konuma sahip bu köşk İstanbul’un en gözde manzaralarına hâkim olan mimari anlamda ise tarihi eser değerine sahip olan ev projesidir. Bin m2’yi aşan bu 4 katlı köşk binasının iç mekân çözümlemeleri birbirinden farklı olarak detaylı şekilde düşünüldü. Dış cephe mimarisinde ise tarihi eser değerini koruma ana prensip olmuş, köşkü eski olduğundan nasıl daha heybetli ve gösterişli hale dönüştürülmesi üzerine kolayca uygulanılabilen yöntemler ile geliştirildi. Köşkün mevcuttaki 3 metre üzeri tavan yüksekliği tüm alanlarda avantaj yaratmış, duvarlara uygulanan lambri ahşap kaplama detaylarının gururla sergilenmesine yardımcı olmuştur. Kandilli köşkünün bir diğer özelliği ise çatı katı dahil oldukça geniş ve birden çok teras alanlarına sahip olup, her birinden birbirinden güzel boğaz manzaralarını görme şansı bırakmasıdır.Kandilli Köşkü gerek konumu ve taşıdığı yüzyıllık değeri ile gerek dış ve iç mimari yapısı ile kişiyi oldukça büyüleyen bir yapıdır.

Çürüksulu Ahmet Paşa Köşkü

İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasındaki Üsküdar Salacak sahiline dik çıkan Kuruntu sokakta ilk başta bir yalı olarak inşa edilen Çürüksulu Ahmet Paşa Köşkü, yalının deniz ile olan irtibatının kesilmesiyle köşk hüviyetine dönüştü. Çürüksulu Yalısı 1790’larda Tırnakçızadeler tarafından eski Bizans saray kalıntılarının üzerine yaptırıldı. İkiz olarak yapılan yalılardan güneyde kalanı Gürcü kökenli Osmanlı asker ve devlet adamı Çürüksulu Ahmet Paşa tarafından satın alındı. Yalıda büyük oranda değişikliklere gidildi. Daha sonraki zamanlarda yalı paşanın kızı Belkıs Hanım'a kaldıysa da savaş yıllarında geçici olarak Almanya konsolosluk binası olarak kullanıldı. 1968'de diplomat Muharrem Nuri Birgi yalıyı satın aldı. Harabeye dönen yalı restore edildi. Ahşap cephe mümkün olduğunca korundu ve Osmanlı dönemindeki gibi kırmızı aşı boyasıyla boyandı. Sonradan yerleştirilmiş bölmeler kaldırıldı. Yalı 1800’lerde İstanbul’da yapılmış mobilyalar, 300 yıllık İran halıları, divit koleksiyonu ve değerli hat eserleriyle bir müzeye dönüştü. Yalının bahçesine çeşitli ağaçlar, süs havuzları, fıskiyeler ilave edildi. 1978'de önünden yol geçirilince yalı kimliğini kaybederek köşke dönüştü. Yalı  Galatasaray eski başkanlarından Selahattin Beyazıt’a satıldı. Çürüksulu Köşkü İstanbul’un benzersiz manzarası ile en nadide köşklerin başında geliyor.

Çamlıca Köşkleri

Çamlıca Köşkleri, Osmanlı'nın ince mimarisinin günümüz estetiğiyle birlikte uygulandığı eşsiz birer örnekleri. İstanbul'un en güzel noktalarından birinde bulunan Üsküdar'ın en görkemli yapılarını oluşturan Çamlıca Köşkleri Cihannüma Köşkü, Topkapı Köşkü ve Sofa Köşk olmak üzere üç farklı yapıda yer alıyor. Günümüzde önemli etkinlik ve organizasyonların vazgeçilmez mekanları haline gelen Çamlıca Köşkleri ayrıca Çamlıca Korusu içinde, hem pikniğe, hem de keyifli bir kahvaltıya gelmek isteyenler için son derece uygun bir konuma sahip bulunuyor. Ayrıca yine, Çamlıca Korusu içinde yer alan, Su Köşkü'de, yaz aylarında, havuzu, şelalesi ve kafeterya menüsü ile ziyaretçilerine hizmet veriyor. İşletmeler hafta içi ve sonu kafeteryaya dönük hizmet veriyor. Ayrıca Nişan, Düğün, Toplantı ve organizasyonları da bu köşklerde yapılabilmekte.

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: MURAT İLTER

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

MURAT YILMAZ Dünyanın en güzel duygusu: MutlulukMutluluk istisnasız hep- imizin sahip olmayı arzu- ladığı en güzel hislerden biridir . kimileri için mutluluk çok zorken kimileri için ise çok küçük ayrıntılarda saklıdır . İnsanların huzur içerisinde yaşamaları için mutlaka mutlu bir hayat sürdürmeleri gerekir . Mutlu olmayan in- sanlar hem bedenen hem de zihnen huzursuzluk yaşarlar . Mutluluk bu kadar önem- liyken hepimizin çevresinde onlarca mutsuz insan olmasının sebebi nedir acaba? Galiba insanların mutlu olamama sebeplerinin başında hayattan ya da insanlardan çok şey beklemeleri geliyor. Özellikle günümüz insanının maddiyata çok önem vermesi ve sürekli daha fazlasına sahip olmak istemesi kolay kolay mutlu olamamasına sebep olmakta. Mutluluk kişinin kalbinin kuşlar gibi kanat çırpması, yüzünden kocaman bir gülümsemenin eksik olma- masıdır.Mutlu olan insan, çevresine de ışık saçar. Yaydığı pozitif enerji ile hayatımıza anlam ve güzellik kazandırır. Bazen kazanılan bir sınav, bazen iyi bir haber, bazen sıcacık bir sevgi sözü mutlu olmamızı sağlar. Ama sebebi ne olursa olsun mutluluk, dünyanın en güzel duygusudur. Bu duygu, kişiye cesaret verir, onu alıp başka dünyalara götürür.kişinin özgüvenini yerine getirir. Sürekli neşeli olan, her zaman yüzü gülen insan- ların çok daha uzun bir ömür sürdükleri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bazı hastalıkların da kederden insana musallat olduğu halk arasında söylenegelir. Mutluluk aslında çoğu insanın zannettiği gibi mad- diyatta gizli değildir . İnsanları mutlu eden birçok şey tamamen ücretsizdir . Mesela sağlıklı olmak, insanın hiçbir hastalığı olmaması ya da sabah kalkıp pencereden tertemiz havayı içine çekmesi bile mutlu olması için yeterlidir . Mutlu olmak için önümüze çıkan her fırsatı değer- lendirmeliyiz . Tabi mutlu olmak kadar mutlu etmek de önemlidir . Başkalarına da her fırsatta iyilik ederek , onlara yardımcı olarak insanları mutlu etmeliyiz.
MURAT YILMAZ
reklam
reklam

sinop web tasarım