reklam
reklam

Fas ile Polisario Cephesi arasındaki 'Batı Sahra Sorunu' 45 yıldır çözülemiyor

Eklenme Tarihi: 21 Kasım 2020, Cumartesi - 20:13   Okunma Sayısı: 19396
Polisario Cephesi'nin Fas ile Moritanya arasındaki Kerkerat Sınır Kapısı'nı geçişlere kapatmasının ardından yeniden gündeme gelen "Batı Sahra Sorunu", 1975'ten bu yana çözülmeyi bekliyor.

Polisario Cephesi'nin Fas ile Moritanya arasındaki Kerkerat Sınır Kapısı'nı geçişlere kapatmasının ardından yeniden gündeme gelen "Batı Sahra Sorunu", 1975'ten bu yana çözülmeyi bekliyor.

Fas Dışişleri Bakanlığı'ndan 13 Kasım'da yapılan yazılı açıklamada, Polisario Cephesi'nin Batı Sahra bölgesindeki Kerkerat Sınır Kapısı'nda son dönemdeki "tehlikeli kışkırtmalarına" karşı operasyon başlatıldığı duyuruldu.

Fas ordusunun gerçekleştirdiği operasyonda, Polisario Cephesi'ne bağlı silahlı milislerle yaşanan karşılıklı çatışma sonrasında Kerkerat Sınır Kapısı'nda güvenliğin tamamıyla sağlandığı belirtti.

Polisario Cephesi ise ertesi gün Fas ile 1991 yılında Birleşmiş Milletler nezaretinde imzalanan ateşkes anlaşmasının iptal edildiğini açıkladı.

Polisario Cephesi Genel Sekreteri İbrahim Gali tarafından imzalanan ve Polisario'ya bağlı bir haber ajansında yer alan açıklamada, "Fas ile ateşkes anlaşması resmen iptal edildi. Bunun sonucunda halkımızın meşru haklarını savunmak için savaş eylemleri yeniden devrededir." ifadeleri kullanıldı.

Rabat yönetimi ise, 15 Kasım'da Kerkerat tampon bölgesindeki Moritanya sınır kapısında güvenliğin sağlandığını, karşılıklı olarak insan ve mal geçişlerinin başladığını açıkladı.

Bu hızlı gelişmeler, Batı Sahra üzerinde 40 yıldan uzun süredir devam eden sorun ve çekişmeleri yeniden gün yüzüne çıkardı.

İspanya sömürgesine karşı ayaklanmalar

İspanya sömürgesine karşı 1970'te başlayan ayaklanmalar, 3 yıl sonra Mustafa Seyyid önderliğinde Polisario Cephesi'nin kurulması ile yeni bir sürece evrildi.

Sömürgecileri bölgeden çıkarmak için başlayan isyan, Polisario Cephesi'nin bağımsızlık talebi ve silahlı mücadelesiyle devam etti.

Batı Sahra halkını temsil ettiğini öne süren Polisario Cephesi, bölgenin bağımsızlığı için ilk fırsatı Uluslararası Adalet Divanı'nda elde etti. 1975 yılında toplanan Uluslararası Adalet Divanı, Batı Sahra halkının "kendi kaderini tayin etme hakkı" olduğunu ilan etti.

Bağımsızlık yerine referandum

Uluslararası Adalet Divanı'nın kararı üzerine İspanya, bölgede referandum yapmayı önerdi ve çıkacak sonuca bağlı kalacağını taahhüt etti.

Uluslararası Adalet Divanı'nın kararı üzerine İspanya, bölgede referandum yapmayı önerdi ve çıkacak sonuca bağlı kalacağını taahhüt etti.

Uluslararası Adalet Divanı, 16 Ekim 1975'te Batı Sahra'nın sahipsiz bir toprak olmadığını, Fas Sultanı ile Sahra kabileleri arasında bağlılık ilişkisi olduğu yönünde bir istişare görüşü yayınlandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise, 22 Ekim 1975'te ilgili tarafların anlaşmazlığı barışçıl yollarla çözmek için müzakereler yürütebileceği yönünde kararını açıkladı.

Yeşil yürüyüş

Referandum kararı alınmasının ardından, Dönemin Fas Kralı 2'nci Hasan'ın çağrısı üzerine 6 Kasım 1975'te 350 bin civarında Faslı, Batı Sahra'ya "Yeşil Yürüyüş" adında bir yürüyüş düzenleyerek bölgeye girdi. Bunun üzerine İspanya referandumdan vazgeçti.

Madrid'de, 14 Kasım 1975'te İspanya'nın Sahra bölgesindeki sömürgesini sona erdiren anlaşma imzalandı.

Batı Sahra'nın kuzey ve orta bölgesini Fas geri alırken, güney bölgesi Moritanya'ya iade edildi. İspanya 12 Ocak 1976'da Batı Sahra'daki son askerini de bölgeden çekti.

İspanya'nın çekilmesinden 6 hafta sonra, 27 Şubat 1976'da Polisario Cephesi Sahra Arap Demokratik Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan etti.

14 Nisan 1976'da Moritanya ve Fas aralarında Sahra'nın bölünmesi konusunda bir anlaşma imzalanırken, diğer yandan Polisario Cephesi ile aralarında çatışmalar patlak verdi.

Polisario'nun başkanı Mustafa es-Seyyid, 9 Haziran 1976'da Moritanya'nın başkenti Novakşot'a düzenledikleri saldırı sonrası, Moritanya güçleri ile girdikleri çatışmada öldürüldü.

Moritanya 5 Ağustos 1979'da Batı Sahra'da kontrol ettiği topraklardan Polisario Cephesi ile barış anlaşması imzalayarak çekilirken aynı ayın 14'ünde Fas bu bölgeleri kontrolü altına aldı.

Fas, Mart ve Ağustos 1980 arasında Batı Sahra'nın fosfat bakımından zengin güney topraklarını korumak için 1200 kilometre uzunluğunda bir güvenlik duvarı inşa etti.

Fas, 27 Eylül 1983'te Batı Sahra bölgesinin kendi kaderini tayin için referandum yapılmasını kabul ettiğini duyurdu.

Dolaylı görüşmeler ve ateşkes

Birleşmiş Milletler (BM) ve Senegal Başkanı Abdu Diyuf'un gözetiminde, Nisan 1986'da Fas ile Polisario Cephesi arasında dolaylı görüşmeler başladı.

BM Genel Kurulu, 31 Ekim 1986'da, çatışmanın tarafları arasında doğrudan müzakereler yapılması çağrısında bulunan kararı kabul etti.

Fas ve Polisario Cephesi, çatışmayı çözmek için ortaya koyulan planın kabul edilmesinin ardından 30 Ağustos 1988'de BM Genel Sekreterinin ateşkes önerilerini kabul etti.

BM Batı Sahra'daki Referandum Misyonu'nun kurulması

Ateşkesi izlemek ve referandumu düzenlemek için bir BM Batı Sahra'daki Referandum Misyonu'nun (MINURSO) kurulması yönünde 29 Nisan 1991'de 690 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı yayınlandı.

Ateşkes anlaşması 16 yıllık savaşın ardından 16 Eylül 1991'de MINURSO gözetiminde yürürlüğe girdi.

12 Aralık 1993'te ise referanduma katılma hakkı olanların sayımı başladı.

3 Eylül 1998'de, yurt dışında ikamet eden Sahravilerin haricinde 147 bin kişinin sayılmasıyla kimlik tespiti çalışmaları sona erdi, ancak Polisario Cephesi'nin itirazı nedeniyle dosyalar askıda kaldı.

Özerklik teklifleri hayata geçirilemedi

Fas, 10 Mart 2003'te BM temsilcisine, pozisyonunu Fas egemenliği altında özerk yönetime dayalı bir siyasi çözüm anlayışına göre belirlediğini iletti.

BM ise, Temmuz 2003'te, beş yıllık özerk yönetimden sonra bir bağımsızlık referandum düzenleme önerisini desteklediğini açıkladı, bu durum Fas'ın reddettiği bir yol haritası oldu ve hayata geçirilemedi.

Rabat, 11 Nisan 2007'de, BM'ye Fas egemenliği altında Batı Sahra'da "genişletilmiş özerklik" olması şeklinde bir öneride bulundu ancak Polisario bu teklifi kabul etmedi.

New York'ta 18 ve 19 Haziran 2007'de, iki taraf arasında ilk tur müzakere görüşmeleri yapıldı.

Mart 2012'de, gayrı resmi müzakerelerin dokuzuncu turu ilerleme kaydedilmeden sona erdi ve 2017'de yeniden başlayana kadar askıya alındı.

Ban Ki-moon Batı Sahra konusunda Fas ile ters düştü

Fas, Mart 2016'da dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'u aynı ayın başında Cezayir'deki bir Sahravi mülteci kampına yaptığı ziyaret sebebiyle eleştirirken, Dışişleri Bakanlığı ziyaret sırasında Ban Ki-moon'un Batı Sahra'daki durumu "işgal" kelimesi ile nitelendirmesini kınadı.

13 Mart 2016'da Rabat'ta yüzbinlerce kişi BM Genel Sekreterini "tarafsız olmadığı" gerekçesi ile protesto ederken, Ban Ki-Moon Fas'ın kendisine veya BM'ye "saygı göstermediğini" öne sürdü.

İlerleme sağlanamayan görüşmeler

BM'nin Batı Sahra temsilcisi Christopher Ross, 6 Mart 2017'de çatışmaya bir çözüm bulmak için harcadığı sekiz yılın ardından istifasını sundu.

Eski Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler, 16 Ağustos 2017'de BM Batı Sahra Temsiciliğini devraldı ve daha sonra Rabat, Cezayir ve Polisario Cephesinin merkezinin bulunduğu Cezayir'deki Tinduf şehrini ziyaret etti.

Cenevre, 21 Mart 2019'da BM gözetiminde Fas, Cezayir ve Moritanya dışişleri bakanları ve Polisario Cephesinden bir temsilcinin katılımı ile ikinci tur müzakerelere ev sahipliği yaptı.

Koller'in 22 Mayıs 2019'da sağlık nedenleriyle istifa etmesinden bu yana BM Genel Sekreteri şimdiye kadar Batı Sahra için yeni bir temsilci atamadı.

Gerginlik devam ediyor

Fas Dışişleri Bakanlığı'ndan 13 Kasım'da yapılan yazılı açıklamada, Polisario Cephesi'nin Batı Sahra bölgesindeki Gergarat tampon bölgesinde son dönemdeki "tehlikeli kışkırtmalarına" karşı operasyon başlatıldığı duyurulmuştu.

Polisario Cephesi de 14 Kasım'da, Fas ile 1991 yılında Birleşmiş Milletler (BM) nezaretinde imzalanan ateşkes anlaşmasının iptal edildiğini açıklamıştı.

Kaynak: AA
Editör: AA

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam