reklam
reklam

LİKÖR FABRİKASINDA”KAĞIT”ÜZERİNE ÇAĞDAŞ SANATINDA SERGİ

Eklenme Tarihi: 31 Mart 2019, Pazar - 18:39   Okunma Sayısı: 50805
Geçtiğimiz aylarda dev bir sergiyle kapılarını Mecidiyeköy’deki Likör fabrikasının yerinde sanatseverlere açan ve ilk günden itibaren kalabalık bir ziyaretçi kitlesine sahip olan Pilevneli Mecidiyeköy Yine birbirinden değerli isimleri eserleriyle konuk ediyor. Bu ay inanılmaz içerik ve yapıtlarla sanatseverler birçok eser sunuldu.

Türkiye Çağdaş Sanatından Bir Seçki "Kâğıt” adlı başlıkla 100’ün üzerinde sanatçı kağıt işlerine odaklanıyor. Araştırma odaklı bir sergi olan “Kâğıt”, hem usta hem de genç sanatçıların yapıtlarıyla, günümüz sanatındaki gelişmeleri, geçmişten bugüne bu alanda yaşanan değişim ve dönüşümleri de ortaya koyuyor. 1960’lardan bugüne uzanan bir çizgide, kâğıt üzerine yapılan işler ve de bizzat materyal olarak kağıdın kullanıldığı yapıtları bir araya getiriyor. Sergi Türkiye Çağdaş Sanatında, 1960’lardan bugüne uzanan bir çizgide, kağıt üzerine yapılan işler ve materyal olarak kağıdın kullanıldığı yapıtları bir araya getiriyor.

TEKERRÜR İLE KARŞILAMA
Serginin girişinde Arik Levy’nin birbiriyle kesişen kısılabilen led ışık şeritleri ve Zeynep Arolat + Sali Ferad’ın ROTE / TEKERRÜR adıyla sosyal farkındalığı arttırmak adına çalışan bir deney tasarımı bizi karşılıyor.

SİNAN DEMİRTAŞ VE SANATINDA KULLANDIĞI TARZ
Sinan Demirtaş, tek bir açıdan görülmeyen bedeni, betimler. İki boyutlu yüzeyde, figür yatay ve dikey pek çok plandan (açıdan) görünür. Öyle ki figürü gözümüzle yatay ve dikey izler, mekan içindeki varlığını sorgularcasına o anını belgeleriz. Bu bir fotograf karesinin yapabileceği bir şey değildir. Bunun için yatayda ve dikeyde pek çok karelenmiş fotografla ihtiyaç vardır. Figürün o anki durumunu detaylarla belgelemek gibidir. İzleyen göz onu her detayda belgeler ve biraraya getirir (oluşturur).Detaylar arasındaki ilişkiyi kurarken yanılsamaları ortadan kaldırır. Figür kendi iç dünyasındayken, bedeni dışarıya çıkma eylemi (yanılsaması) içindedir. Tuval sınırını (mekanını) bize gösterir. Beden tuvale (mekana) dayanmış, üzerine yatmış, ayakta yani temas ediyor, dokunuyor. Yanılsama olmaktan kurtulup, tuvali nesneleştirerek hayat bulma çabası içinde.1993 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun olan Sinan Demirtaş 1997’de litografi atölyesini açtı. Eserlerinde tuvali bir medyum olmaktan çıkartıp bedeni bir hareket alanı olarak belirleyen sanatçı izleyiciyle bir bağ kurar. Beden tek bir açıdan görünmez, yansımaları ortadan kaldırma çabası içinde pek çok açıdan gösterilir. Birçok bakış açısıyla parçalara ayrılmış bedeni soyut mekanda tekrar bir araya getirir. Figürlerin yatay ve dikey düzlemde kağıtların sınırlarına yaslanıyor olması yüzeyden dışarı çıkmalarına dış mekanla iletişim kurmalarına neden olur. Böylece soyut dünya ile onu izleyenin bulunduğu gerçek dünya arasında bir bağ oluşur. Figür iç dünyasındayken bedeni dışarı çıkma eylemi içindedir. Adeta yanılsama olmaktan kurtulup yüzeyi nesneleştirerek hayat bulma çabası içindedir.

ELİF VAROL ERGEN VE SANATINDA KULLANDIĞI TARZ

 

1977 doğumlu sanatçı ve öğretim görevlisi Elif Varol Ergen, Yüksek lisans ve Doktora eğitimlerini Hacettepe Üniveristesi’nde Güzel Sanatlar Fakültesi’nde tamamladı. Avrupa ve Japonya’ya giderek ana akım olmayan sanat ve çağdaş illüstrasyonlar üzerine araştırmalar yaptı. Bu yolculuklarında kimliğini şekillendirip ve taze ilham alan sanatçı, erken dönem işlerinde kitap illüstrasyonlarına ilgi duyuyordu. Kadın ve çocuk hakları ve yarattığı gündem bakış açısı değiştirerek ebeveyn-çocuk ilişkisi, cinsel ayrım, kadın hakları, feminizm ve insan psikolojisi gibi konular üzerinde çalışmalar yapmaya başladı. El yazması kitap illüstrasyonları ve eski dönem baskılarında sembolizm , kadın figürü ve gizemcilik konularında araştırma ve uygulamalarına devam eden sanatçının erken dönem çalışmaları şiddet, istismar,travmatik insan psikolojisi gibi ağır-psiko dinamikler üzerinde durur. Özellikle istismar mağdurlarının isimlerini gizleme niteleğine bir gönderme niteliği taşıyan” incognita” serisi grotesk biçimler ,silahlı kızlar sürekli gözetleyen tekinsiz gözler ve kırmızı yoğunluğu ile kafa karışıklıklarını konu edinir. Semboller üzerinden düşünmeye çağırır. Yeni çalışmalarının odak noktasında ise görsel kültür tarihinde okültizm, ezoterik sembolizm, kadın imgesi ve feminizm bulunur. Bu bağlamda Avrupa ve Mezopotamya antik kültürlerinde ve mitlerinde tanrıça kadın karakterler, iblis ve canavar tasvirlerini ilham kaynağı olarak bulur.

MUSTAFA YÜCE VE SANATINDA KULLANDIĞI TARZ

 

Uludağ Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun olan sanatçı yüksek lisasnsını Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümnde yaptı. Hiperrealist çalışmalar ortaya koyan sanatçı, toplumu sorgulamak yerine sineye çektiği ya da görmezden geldiği, göz ardı ettiği konuları ele aldığı kompozisyonlarında izleyiciyi yüzleşmeye çağırır. İlk dönem işlerinde sürrealist izlerle karşılaştığımız Mustafa Yüce, 2014’ten bu yana hiperrealist tarzda ürettiği büyük boyutlu yapıtlarında soft pastel malzemeyle insanları, durumları , çocukları, yaşlıları, s,yasal ve sosyal zorlukları ele alır. İzleyiciye mesajını hikayeci bir anlatımla sunan Yüce, teknik hakimiyeti ve detaylara verdiği önemiyle dikkat çeker.

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: ZEHRA EVCİL

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumu


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam